Fitifiti bizde İstanbul Ümraniye’deyiz. Oturduğumuz binanın depreme dayanıklı olduğuna dair belge var, 10 senelik bir yapı ama tabii ki bilemeyiz. Beklenen depremin şiddeti maalesef İstanbul gibi yapılaşmanın en en üst noktalara çıktığı bir ilde* büyük yıkıma sebep olacakmış. Tüm uzmanların görüşü aynı yönde.
Öncelikle yıllardır ailecek takip ettiğimiz ve sözüne kıymet verdiğimiz tek jeolog sayın Şener Üşümezsoy. Gerçekten ne dediyse çıkıyor harfiyen. Evimizdeki önlemlerde çok klasik aslında. Eşyaları sabitlemek, her zaman çanta bulundurmak, yaşam üçgeni alanlarını belirlemek gibi.
Yalnız, İstanbul’da yaşanan son deprem Anadolu yakasında oldu. Kimi Kartal, kimi Sultanbeyli merkezli olduğunu söyledi. İki şekilde de bizim oturduğumuz semte yakın semtler bunlar ve biz ciddi anlamda hissettik. Hiç sallanmadı, direkt vurdu alttan ve anlık sürüp bitti. Yine de elim ayağıma dolaştı, yalan yok. O an ne yapacağımı şaşırdım. Ben salondaydım, kızım arkadaki odasında uyuyordu. Nasıl yanına koştum, nasıl uykusunda kaptım hatırlamıyorum. Sonra zaten depremin bittiğini ancak idrak ettim ve ağlamaya başladım. Çok uzun süre de üstümden atamadım o şoku. Hatta belki hala atamadım tam anlamıyla…
Kızımı yanımdan asla ayıramıyorum. Gündüzleri salonda uyutmaya başladım. Akşamları da aynı şekilde salonda uyutuyorum, ben de uyuyacağım zaman yatağına alıyorum kızımı. Yatağı da bizim yatağımızla birleşik. Başucumuzda el feneri, su sürekli bulunuyor. Bir çanta ayakkabılıkta, bir çanta kızımın yatağının yanında duruyor devamlı.
Bu kadar önleme rağmen her gece uyumadan önce bir deprem anını düşünüyorum. Uzun süre uyuyamamıştım mesela İstanbuldaki depremden sonra. Gece yakalanmaktan ekstra korku duyuyorum. İnşallah korktuğumuzla sınanmayız. Tek olsam belki bu denli korkmam ama anne olunca, kendi canından önce düşünmen gereken bir can olunca durum çok çok farklı oluyor.😢