İnsan yavruları diğer memelilerle kıyaslandığında erkenden ve gelişmemiş olarak doğarlar. Bu şu demektir; bebekler hayatta kalmak için birincil bakım verene muhtaçtır. Bu kişi toplumumuzda ağırlıklı olarak annedir. Bebekler beslenmelerinde, temizliklerinde, uykularında ve daha pek çok konuda anneye muhtaçtır. Hayattaki ilk 2 yıllarında 10 büyüme atağı geçirirler. Hiç diş olmayan ağızlarında damakları yarılır ve diş çıkarmaya çalışırlar. Bazı geceler 1 cm e yakın uzarlar. (bebekler her gün belirli miktarda uzamaz. Durur durur bir günde uzarlar. Detaylı bilgi için ‘Babies’ belgeselini izleyebilirsiniz.) bazı geceler hava sıcak olur. Bazı geceler üşür. Bazı geceler acıkır veya susar. Bazı geceler de sadece annesinin kokusunu ve güvende olmayı ister. Çünkü hiç bilmediği bir dünyada annesinin rehberliği ile hayatta kalmaya çalışıyor. Yapabileceği başka bir şeyi yok. Ve büyümek sancılı bir süreç. Biraz empati yapabilmek gerek. 4 aylık bir bebeği annesinden ayrı uyutmak bebeğe özgüven kazandırmaz. Ayrılık kaygısını tetikler. Soayal medyada pazarlandığı şekliyle uyku eğitimi verilen bebek yalnızca ihtiyaç anında ağlayıp annesini yanına çağırmaması gerektiğini kabullenir. Bu bebeklerin bir kısmında dönem dönem gece uyanıp beşiğinde 1-2 saat oturup sonra uykuya devam ettikleri görülmüştür. Uyanıyor ama annesini çağırmıyor. Bu öğrenilmiş çaresizliktir. Bebek ağlamaz ama vücudunda stres kaynaklı kortizol hormonu salgılanır. Bu hormon, 0-3 yaş arası beyni bir yetişkinin beyninin %80i oranında gelişmekte olan bebeğin beyin gelişimini olumsuz etkiler. Bebeğin beyin gelişimini olumlu etkileyecek olan şey güvenli bağlanmadır. Endüstrileşmenin sonrasında bebek ile anneyi birbirinden erkenden ayıran ‘eğitim’ başlıklı uygulamalara başvurmak zorunda değilsiniz. Yavrunuzu alın koynunuza ve beraber uyuyun. Eğer ikiniz de bu şekilde rahatsanız tabi. Güvenli bağlanma bebeğin ihtiyaçlarına ihtiyaç duyduğu anda hızlı bir şekilde ve şefkatle cevap verilmesiyle gerçekleşir. Bu şekilde büyüyen bebekler çocukluk çağında işbirliğine açık olurlar. Ve zamanı geldiğinde kendiliklerinden annelerinden ayrılırlar. Hiçbir bebek sizi sömürmek için hunharca emmez. İhtiyacın olduğu için uzun uzun emer. İhtiyacı olduğu için sizinle uyumak ister. Bir zaman sonra da bunları bırakır. O zamanı en iyi bebeğiniz bilir. Yeter ki ona kulak vermeyi bilin. Bebeğinizin gece çok kez uyanması da normal bebek uykusunun bir parçasıdır. Bebekler genel olarak 2 yaş itibariyle emmeyi bırakana kadar sık sık uyanırlar. Doğal ve normal olan budur. Bu konuda detaylı bilgi için instagramdan oya çanak 100 maddede normal bebek uykusu diye araştırma yapabilirsiniz. (kimi bebek kendi odasında kendi beşiğinde rahat uyur. Annesi bunu farketmiş ve düzenlemesini buna göre yapmıştır. Kimi bebek de tensel temasa çok ihtiyaç duyar. Annesi düzenlemesini buna göre yapmıştır. Bunlar bebeklerin ihtiyaçlarına göre verilmiş kararlardır bunu da en iyi anneler bilir. Evdeki durumlarına göre bebeklerine uyku rutini belirleyip uykuyu kolaylaştırmayı sosyal medya uyku eğitimciliğinden ayrı tutuyorum. Yukarıda yazdıklarımda lütfen bu ayrıma dikkat edilsin kimseyi kırmak gücendirmek istemem. Genel olarak saatli emzirme, uyku eğitimi gibi konularda bebeğin ihtiyaçlarına bakılmaksızın annelere ne yapılacağının dikte edilmesine karşıyım. Kızım 14 aylık neredeyse. İlk 1 ay kızım yalnızca kucakta uyudu. İlk 4 ay tabiri caizse oturma odamdaki koltuğa yapışık yaşadım. Tüm dışarı çıkma çabalarımız hüsranla sonuçlandı çünkü kızım yalnızca memede olmak istiyordu. Gece de sık sık emmeye kalktığı için erkenden bir montessori yatak aldık. Aynı odada yataklarımız yanyana uyuyoruz. O uyandıkça ben yatarak emzirdiğimden uykum çok bölünmüyor. Kilit nokta şu diye düşünüyorum ; evlatlarımız bizden ayrı birer birey ve kurduğumuz ailenin birer parçası. Kendi tercihleri ve kendi istekleri var doğdukları andan itibaren. Nasıl ki ailemizin diğer bir parçası olan eşimi kendi rahatım için bir şeylere zorlanıyorsam evladımı da zorlayamam. Tabi ki benim de sınırlarım var. Mühim olan uzlaşabilmek. Çünkü sürekli olarak kendinden fedakarlık eden kadının da bir dayanma sınırı var. Hem evladımıza hem de kendimize alan açabileceğimiz bir düzene çabalamak esas olan. Annelik serüveni de bu demek bana kalırsa. Bu da bir günde olacak şey değil. Herkesin emeklerine sağlık.