8 yıl evvel 31 yaşında 2 çocuk annesi ablamı ani bir şekilde kaybetmemin ardından tanıştığım anksiyete bozukluğu arkadaş o günden sonra üçüncü kezdir kapımı çalıyor. Malesef stresi, üzüntüyü ve de napıcam ben gibi kara kara düşünceleri hiç sevmiyor ve hemen hortluyor. İlginç olan ilk yaşadığım rahatsızlık ile ikinci ve de üçüncü hastalık hiç birbirine benzemiyor. İlkinde cenazenin ardından evime döndüm ve 7 gün hiç uyuyamadım. Haliyle boğazım yapıştı kekelemeye başladım, gözlerim sürekli seğiriyordu, yüzümde kırmızı döküntüler yani egzamalar çıkmıştı. Kendimdeki bu değişimleri farkedip psikiyatrik destek için hastaneye gitmiş ve paxil 20 mg ile 6 ay tedavi görmüştüm. 2 ayda normale dönmeme rağmen acım büyük olduğundan ilaca devam ettim işimi garantiye aldım.
Herşey yoluna girdi hastalık geldiği gibi gitti derken 3 yıl aradan sonra başımın belası sülük erkek arkadaşımdan ayrılma çabalarım beni zorladıkça strese girdim. Strese girdikçe uykularım kaçtı, uyuyamadıkça anksiyeteye davetiye gönderdim. Takıntı yapan eski sevgili yüzünden 2 kez ev taşıdım ama yok yine kokumu aldı. Öyle sinir krizleri geçirtti ki bana en son halim elimde kocaman bir bıçakla sokak sokak onu kovalamak oldu. Hiçbir amacım yoktu… yavaş yavaş bir insan ancak böyle delirtilirdi… madem ki ölene kadar biz ayrılamayacaktık o halde ikimizden biri ölsündü. Ölmedik ama ölmekten beter bir dönem yaşadım, ülkeyi terk ettim ve artık kapımda yatan bir ruh hastası yoktu. Evde yokum taklitleri yaptığımda bunu sezen ve elektrik şartelimi kapatan, 982726627227263617162 tane farklı numaradan beni arayıp taciz eden, özel anılarımız için bana şantaj yapan biri çok uzaklarda kalmıştı. Sadece acaba ülkeye döndüm mü diye arayıp çağrının ne kadar sürede bana düştüğünü kontrol ediyordu ve artık hiç umurumda değildi.
Umurumda değildi ama farkında olmadığım bir konu vardı, anksiyete pusuda yatarken tüm bu yaşananlarla daha da güçlenmiş ve hatta kılık değiştirerek kapımı çalmaya hazırlanıyordu. Fakat ben uyumaya devam ediyordum…
Tüm bunların ardından biraz kuyruk acısıyla, biraz acaba yine onunla barışır mıyım ama barışmamalıyım korkusuyla aniden evlenmeye karar verdim. Evlen evlen diyip duran kim varsa tamam evlenicem hadi getirin adayınızı dedim. Ve karşıma çıkan ilk 4 adaydan en hızlısıyla nikah masasına oturdum.
Be gidene ne de yeni gelene karşı bir aşk beslemiyordum. Ama iyi bir adamı kalbinden sevmeye hazırdım, bana vereceklerine tebessüm ile teşekkür edip veremeyeceklerine razıydım. Seks de istemiyordum, para da , kıyafette… sadece başımı göğsüne koyup huzur bulmak yeterli gelecekti. Ama bazen o huzurun bedeli de ağır olabiliyor. Kalbim öyle temiz, öyle iyilik ve sevgi dolu ki tam da dilek kapım açıkken istemişim koca adayımın özelliklerini. Ve tanrı hemencecik emretmiş meleklerine duamı yerine getirsinler ve bana o kocayı nasip etsinler diye.
Duanın-Dileğin gerçek oluşu
işte o günlerde anladım ki her ne olursa olsun eksik dilek dilemeyeceksin. Rabbim öyle bir eş verdi ki bana tam da dileğimdeki adam… seks ile işi yok elini bile sürmez bana, eskiden şefkat doluydu göğsüne başını dayayıp huzur bulurdum. Sonra tedavi vs deneyip uzun uğraşlar sonucu bir bebe de sahip olduk asil mi asil… hani para pul da istemezdim ya şükür o da hiç yok, borç gırtlakta öde öde bitmez. Ama yumuşak kalpli bir adam işte, kızına çok iyi davranıyor, beş kuruş para istemediğim ve her ödemeyi ben yaptığım için ve de kızına prensesler gibi baktığım için bana da iyi davranıyor. Ama olmayan erkekliğiyle bana seks göndermeleri yapıp sinirimi bozduğunda ben de artık cevap veriyorum ve bunu kaldıramıyor. Ve onca strese tabi ki anksiyete arkadaş ziyaretimize gelmese çok ayıp olurdu. Geldi gelmesine ama görüşmeyeli çok tarz değiştirmiş, biraz evvel bahsettiğim hiçbir belirti yok. Sadece sinir küpü olmuş, öyle ki elinde ne varsa düşünmeden vurup kıran, ve inanılmaz sesini yükseltip bağıran çağıran bir hal almış. Ancak öyle bir sorun var ki bu beden artık yalnız değil, kucağında taşıdığı ve 24 saat birlikte zaman geçirdiği canından can taşıyor. Yani bir an elindeki şey fırlatıp kırma huyu onu da atıverirse bilinçdışı bir hareketle! Ne oldu? Düşünmesi bile korkunç değil mi? Bence de korkunç… işte tam da bu sebeptendir ki yüm kırmızı noktalarımı görmezden gelip tüm çıplaklığıyla içimi döküyorum buraya. Hem de gizli bir kimliğe bürünmeden, 100%100 gerçek ve çaresiz duygularımla karşınızda duruveriyorum işte. Bundan sonraki cümleleri sizden bekliyorum ve kalbinize dokunarak yazmanızı rica ediyorum. 🙏🙏🙏