Çocuk olmadan önceki tatillerimiz kesinlikle mükemmeldi, eminim hepimiz o günleri zaman zaman özlüyoruz. Ama çocuklarımız dünyaya geldi, hayatımızın yepyeni bir evresi başladı. Çocuk sahibi olmaya karar verirken tüm düzenimizin değişeceğini göze almıştık, öyle de oldu. Bu yeni düzene er ya da geç adapte olacağız. Ne kadar erken, o kadar iyi. Elbette bazen gün içinde 10 dakika bile olsa insanın yalnız başına kalmak istediği anlar oluyor. Ya da akşamın eşimizle birer kahve içip sohbet edeceğimiz anını gözlüyoruz. Yeni düzene bir an önce adapte olabilmek için çocuklarımızı hayatımızın mümkün olan her anına dahil etmeliyiz bence. Tatil de bunların başında geliyor. Bebek ne anlar demek de son derece yanlış bir düşünce. Gezmeyi sevdirmenin yolu gezdirmekten geçiyor. Hepimiz annemize çok güveniyoruz, bizim kadar iyi bakacaklarından kuşku duymuyoruz. Ama ya özlemek? Bizimkini de geçtim, bebeklerimizin anne kokusuna duyacakları özlem? Başbaşa geçirilecek uzun günler geride kaldı bence, bunu kabul etmek gerek çocuklarımız için. Bebeğim 9 aylıkken biz Japonya’ya gittik. 15 ayllıkken Bakü’ye. 4 aylık olduğundan beri de uçakla, karayolu ile dört bir yanı geziyoruz. Bırakmak aklımızın ucundan bile geçmedi. Şu an 22 aylık, hala öyle bir fikir yok. Üstelik bebekle gezmenin en güzel zamanındasınız. Bebeğiniz daha çok küçük. Bana doğru gelmiyor bu kadar küçükken bırakmak. Zaten haftada 1 gün kendinizi resetleme imkanınız varmış. Şimdi bile bırakmayı düşünebiliyorsanız seneye bu fikir daha da ağır basar. Takdir sizin.