Dün kızımı parka çıkardım. Akşam üzeriydi. Kinetik kumunu ve bir kilimi aldım. Serdim yere, siteden bir çocuk da sabahtan beri park ve sitede dolanıyordu. Geldi kızımla oynadılar.
Akşam üzeri park soğuktu. Ben kızıma sweat shirt ve şişme yelek giydirdim. Çocuk sabahtan beri incecik tişörtle geziyor. Burnu da öyle bir akıyor ki yemyeşil sümük dudağına kadar uzanıyor, çocuk çekiyor. Çocuğun adıyla seslenip “oğlum sen üşümedin mi, hava soğuk” dedim. Ben de şardonlu sweatshirt giydiğim halde üşüyordum. Üşümüyorum dedi. Neyse.
Yarım saat kadar sonra annesi tuk tuk dedikleri motorsikletimsi çoklu taşıma aracıyla geldi. Çocuk hemen oyuncağını toparlamaya çalıştı. “Toplama gelmeyeceksin” dedi. Küçük oğluyla gittiler. Küçük oğlu kızım yaşında. O çocuğu da hiç insan içine çıkarmıyor. Torba gibi gezdiriyor yanında… ona şapka bile takmış. Ben herhalde çocuğu hastaneye falan götürecek bir işi var dedim. Ama içimden de kadını ‘insan bir çocuğuna giyecek bir şey getirir’ diye kınadım. Allah var.
Hava iyice soğudu. Ben çok üşüdüm. Toparladık kumu eve giderken de çocuğa “oğlum sen de eve git” dedim. İki saat oynadılar. Buz kesti çocuk. Evde babası varmış. Babayı da ayrı kınadım. Bu çocuk nerede ne yapıyor diye bir kere bakmadı. Parkı görmeyen cephede oturuyorlar.
Eve geldim. Annenin hikayesi düştü önüme. Küçük oğlu almış dağa bayıra fotoğraf çekmeye gitmiş. Ay öyle sinirlendim ki. Belki bana ne diyeceksiniz ama ortada ihmal edilmiş bir çocuk var. Çocuk sabah çıkıyor akşam eve giriyor. Hep böyle. Annesi de komşu komşu gezip kahve storysi atıyor. Akşamdan beri çocuk aklımda. Öff.
İlkine hakkıyla ilgi göstermeyen biri ikinciyi doğurmasa mı, bize dert oluyor.