Herkese merhaba, sevgili arkadaşlarım, güzel anneler.
Bir sürü otizm postu görüyorum: tekrarlayıcı hareketler, isme bakıp bakmama, “acaba olabilir mi?”, “değil mi?” gibi bir sürü paylaşım… Annelerin korkusu ve kaygısı…
Sonra bakıyorum altına, kendini bilmeyen bazı kişiler, “Yok, ne çok takıyorsunuz!”, “Yok, ne çok tanı, teşhis koyuyorsunuz!” gibi saçma sapan cümleler, yorumlar yazıyor.
Yahu, bir anne kaygısını, korkusunu dile getiriyor. Belki ters giden bir şeyler var, belki eksik gördüğü bir şeyler var.
Her çocuğun gelişimi tabii ki farklıdır; ama bazı gelişim basamakları vardır: Yürümek için önce dönme, sonra emekleme, sonra ayağa kalkma, sonra adım atma vs. vs. diye gider. Zihinsel gelişim ve dil gelişimi için de bu geçerlidir.
Çocuk iletişimde olmalı, göz teması kurmalı. “Ben varım, sen varsın.” anlamında, varlığını ve sizin varlığınızı hissetmeli.
Çağın hastalığı: Otizm. Ne kadar erken tanı, o kadar güzel verim!
Neden sürekli “erken tanı, erken müdahale” diyoruz? Çünkü 0–3 yaş altın çağ. Artık otizm tanısı 9–10 aylıkken konulabiliyor.
Aklınızı başınıza alın lütfen. İşin ehli bir doktor, çocuğun yürüyüşünden bile otizmli olup olmadığını anlayabilir.
Lütfen şüphesi olan bir anneye “Yok ya, değildir.”, “Aman, normal.”, “Abartmayın, sapıtmayın.” gibi yorumlar yapmayın. Rica ediyorum.
Sevgili annelerim, şüpheniz varsa lütfen vakit kaybetmeyelim. Alacağı eğitimle bir çocuğun bir ömrü kurtulacak, haberiniz olsun.
Geç tanı alan her öğrencimin arkasında “Aman, erkek çocuğu geç konuşur.”, “Babası da dayısı da öyleydi.”, “Bizde geç konuşma ırsî.” gibi binlerce asılsız bahane var.
Lütfen çocuklarımızın gelişimini adım adım takip edelim.
Bilgiye ulaşmak artık sadece bir tık uzağımızda.