Alerjikrinit öncelikle kibar üslubunuzdan dolayı teşekkür ederim ❤️ güzel kardeşim meramınızı çok iyi anladım, tabi ki haberin iç yüzüne tam vâkıf olamadan böyle düşünmeniz çok normal. Fakat zannettiğiniz gibi şimdi olan bir mevzu değil. Asıl sorun da bu. Kasıtlı bir şekilde yıllar öncesine ait meseleleri gündeme taşıyarak diyanet kurumunu yıpratmaya çalışıyorlar. Ali Erbaş 2015 senesinde “Ramazan Günlükleri” adında bir kitap çıkarıyor. Bakın kaç sene öncesi ve Ramazan’la ilgili bir kitap çıkarması kadar doğal birşey olamaz. Çıkardığı birçok kitaptan yalnızca biri. Bu kitapta mevzunun akışına göre selamın tarihine değinilmiş ve cahiliye dönemindeki selamlaşma adetinden peygamberimizin selam tavsiyesine geçiş süreci anlatılmıştır. Yani tamamen peygamberimizin döneminde yaşanan değişime değinilmiştir. O paragrafta da yukarda izah ettiğim gibi somut örnek olması ve daha kolay anlaşılması açısından günümüzde kullanılan kelimelerle kıyas yapılmıştır. Yani asla günaydın kelimesini karalayacak veya men edecek bir ifade söz konusu değildir. Hâl böyleyken bazı medya organlarınca bu cümleler iki sene önce gündeme getirildi. 2015 yılında yayımlanan bir kitabın bu konuyla nasıl bir bağlantısı olabilir? Yani bu zamanda söylenecek şey mi diye düşünmeyin çünkü bu zamanda söylenmedi. Kaldı ki kitapta yer alan selamın tarihi de son derece önemli bir mevzudur. Müslümansak ölçümüz her zaman Kur’an ve sünnettir. Allah birçok ayette selam sözünün cennet kelamı olduğundan söz eder. Yani cennet ehlinin birbirine selam verme sözüdür “Selamun aleyküm” sözü. Peygamberimiz de hayatı boyunca fiilî olarak bize bunun örnekliğini göstermiştir. Öyle ki mezarlık ziyaretinde bile kabir ehline selam vermiştir. Dinimizde böyle bir öneme sahip olan selam sözünü hafife almak ve arapça olduğu için kullanmamayı tercih etmek müslümana yakışmaz. Dünya dili olarak arapçayı sevme mecburiyetinde değiliz, fakat dini ilgilendiren her durumda arapça kalıpları dinden bilip ayrı tutmamız gerekir. Örneğin tesbih çekerken “Subhanallah” yerine “Allah tüm noksan sıfatlardan münezzehtir” demek zikirden umulan sevabı vermez. Veya besmele çekmek yerine “Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla” denmez, zira Rahman ve Rahim sıfatları Esirgeyen ve Bağışlayan kelimelerine sığmayacak kadar çok geniş anlamlar barındırır. Kısacası kitapta yer alan bilgi önemsiz bir bilgi değil, aksine tam olarak bilinmesi gereken bir bilgidir. Bu durum günaydın denmesine elbette engel değildir, gün içerisinde selam vereceğimiz birçok durum vardır. Peygamberimiz "Amellerin hangisi daha hayırlıdır?” diye soran kimseye “Yemek yedirmen ve tanıdığına-tanımadığına selam vermendir.” buyurmuştur. Bu sebeple selam vermeyi önemli bir alışkanlık haline getirmemiz gerekiyor. Son olarak; Diyanet İşleri Başkanlığı her hafta cuma hutbelerinde çok güzel ve önemli konulara değiniyor. Resmî sitesinde bütün hutbelere tek tek ulaşabilirsiniz 😊❤️