Haminne hadislerde bazı zikirler için peygamberimizin belirlediği sayılar vardır, bunu toptan inkar etmemek lazım ama bunların sayısı hem çok az hem de genelde küsüratlı olmayan düz sayılardan oluşur. Mesela günde 100 defa istiğfar çekmek, 100 defa “Subhânallâhi ve bihamdihî” demek, 10 defa “Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh..” diye devam eden zikri çekmek gibi. Bir de mesela “Bismillâhillezî lâ yedurru” diye başlayan koruyucu bir duayı sabah-akşam üçer defa okumamızı tavsiye ediyor peygamberimiz. Yani üç sayısını da bu bağlamda değerlendirebiliriz. Namazlardan sonra 33′er defa okuduğumuz zikirler namaza özeldir ve zaten onda bile üçünün toplamı 99 yapar ve bir tane fazladan “Allahu Ekber” demekle sayıyı yine 100′e tamamlarız. Onun dışında karşımıza çıkan çoğu sayılı zikirlerin dinde yeri yoktur. Allah’ın isimlerinden birini ya da herhangi bir sureyi 86 defa ya da 49 defa okumanın faziletine dair gördüğümüz herşey birileri tarafından dine sokulan bidatlerdir. Çok yaygın bir örnek olarak salat-ı tefriciyenin de bundan farkı yoktur. Kişi bu salavatı sadece ahirette ecir alabilmek için okumalı bunu da sayı belirlemeden yapmalı, dünyalık bir çıkar için okuması uygun düşmez. Kaldı ki o niyetle okuması halinde bile neden 4443 değil de 4444 defa olduğunu sorgulaması gerekir. Allah’la pazarlık yapıyormuş gibi ben şu kadar okursam bana kesin verecek demek olacak iş değildir. Allah dilerse verir dilemezse vermez biz onu mecbur tutacak yeterlilikte değiliz. Bu işin sonu -haşa- Allah’tan beklemek değil de sayısını belirlediği duadan beklemeye girer ki bu da kişiyi şirke götürür. Yani sayı tehlikesinden uzak duracağız onun dışında sayı belirlemeden istediğimiz kadar dua edebiliriz, zikir çekebiliriz.
Hadislerde genel itibariyle 100 sayısının geçmesi üzerinde durursak bunun da hikmeti bizi bir disiplin içerisine sokmak olabilir. Tabi ki görebildiğimiz ve göremediğimiz birçok hikmetleri olsa da tek bir örneğin yeterli geleceğini düşünüyorum. Allah yarattığı kulların acziyetini biliyor, ibadet ve zikirlerde bile Allah’ın bize yol göstermesine muhtacız. Eğer bize bir sayı verilmemiş olsa belki o zikri tümden bırakacağız veya sadece 3-5 defa söylemekle yetineceğiz. Oysa ayetle sabit olan bir gerçektir ki “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur”. Bu yüzden Allah zikrimizi artırmak için böyle sınırlamalar getirmiş olabilir. Zaten bu sayıları asgari düzey olarak düşünmemiz gerekir. Yani çoğu da olabilir ama yeter ki belirtilenin aşağısına düşmemeye çalışalım. Yapabiliyorsak fazlasını yapmanın ne gibi bir sakıncası olabilir ki? Tam tersine sevap hanemizi çok daha fazla doldurmamıza vesile olur. Peki en makul olanı nedir? Bunun için bir örnek anlatmak istiyorum: “Bir gün bir derviş, kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rastlamış. Derviş: Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına? Kız (uzak bir tarlayı işaret ederek): Sevdiğim çalışıyor orada, ona elma götürüyorum. Derviş: Kaç tane elma var ki kucağında, bir kişi için çok değil mi? Kız (şaşkın): İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç? Ve derviş, usulca koparır elindeki tespihin ipini.”
Allah için çektiğimiz sayıların hesabını tutmamak çok daha güzeldir. Ben o yüzden genelde şunu tavsiye ederim, çekilecek zikir her ne ise 100′e kadar sayılsın, sonra saymadan kişi istediği kadar üzerine ilave etsin. Tabi bu tamamen kişilerin kendi tercihine bağlıdır 😊
Peygamberimiz bir hadisinde “Allah tektir, teki sever” buyuruyor. Küsürat barındırmayan yani 100 veya 10 gibi rivayetler dışında 1,3,5, 7 veya 9 rakamlarına denk geliyoruz rivayetlerde. O yüzden eğer bir zikri az çekeceksek tekli olarak tutmaya dikkat etmeliyiz. Zaten genel olarak hayata o gözle bakmak çok daha güzeldir. Yediğimiz zeytinde bile tekli sayı olmasına dikkat etmenin hazzı bambaşkadır ve kişiye sünneti yaşatmanın sevabını verir 🥰❤️