Ruzgarmommy güzel kardeşim genelde iki kavramı birbirine karıştırıyoruz bu sebeple kafa karışıklığı yaşıyoruz 😊 fidye sadece iyileşme umudu olmayan ve ileri derecede yaşlı olanların ömürlerinin sonuna kadar oruç tutamayacakları belli olduğu için verdikleri paradır. Hamile ve emziren kadınların durumu geçici bir durum olduğu için fidye vererek borçlarından kurtulmaları mümkün değildir. Durumları oruç tutmaya müsait olduğunda günü gününe kazalarını tutmakla mükelleftirler.
Bir de kefaret dediğimiz bir kavram var ki genel anlamda ceza terimi olarak kullanılır. Orucu kasten bozanların vermesi gereken kefaret dışında başka bir kefaret cezası daha vardır ki bu ceza hanefi mezhebinde olanlar için değil sadece şafi mezhebinde olanlar için geçerlidir.
Şafilerde iki durumdan ötürü kefaret gerekir; oruç borcu olduğu halde mazereti yokken ihmalinden dolayı kazalarını tutmayıp bir sonraki Ramazan ayına ulaşan kişiler kazalarının olduğu gün kadar fidye verirler. Fidye miktarı o yıl için belirlenen fitre miktarıdır. Bir de hamile ve emziren kadınların ruhsattan yararlanıp oruç tutmaması halinde bu ruhsatı kullanma sebebine bakılır. Eğer bebeğin sağlığından endişelenip oruç tutmadıysa tutamadığı her gün için hem kazasını tutar hem fidye vermesi gerekir, kendi sağlığından endişelenip oruç tutmadıysa fidye vermesi gerekmez sadece kazasını tutar. Siz de durumunuzu buna göre değerlendirebilirsiniz 😊🌺