Ben başlıyorum hanımlar, iki üç cümle ile geçiştirmek yok baştan söyleyeyim.. 😊
Kırmızı çizmeli, kıvırcık saçlı küçük kız.. Sana hayatının 25. yılından, öylesine bir günden sesleniyorum. Bazen açıp bakıyorum fotoğraflarına, video kayıtlarını izliyorum eski siyah kasetlerden..
Nazının geçtiği günlerdesin henüz.. Annenle babanın ortasında uyuyorsun, Sezen Aksu şarkıları mırıldanıyorsunuz. Rutubetli bir artı bir evinizde hiç olmayacağın kadar huzurlusun. Kıymetini bil küçüğüm.. Babana sarıl, anneni kokla.. Hayatının 25. yılında kendine sarılıp uyumayı öğrenmiş olacaksın çünkü. Kırmızı çizmelerinle evin içinde gezebilmenin, hunharca burnuna süre süre çikolata yemenin, dans etmenin, hatta içinden geldiği gibi ağlamanın tadını çıkar..
Çok acele ediyorsun büyümek için, kırmızı uzun deri çizmelerinden belli. Makyaj malzemelerine, süslü elbiselere özenme küçük kız. İnan çiçekli elbiselerini, sarı rugan babetlerini özleyeceksin.
Evini özleyeceksin, bir beton yığınına evim diyebilmeyi özleyeceksin. Acele etme kaçmak için. Annen ve babanın kokusu hala aynı eve sinmişken, o eşyalar spotçuya satılmadan bol bol içine çek o kokuyu.. Şimdi hepsi başka evlerde başka insanlarla birlikte. Aman iyi olsunlar da !
İşte küçük kız bir süre sonra “aman herkes iyi olsun da..” seviyesine getirecek hayat seni. Prenses olduğunu sandığın, çok sevildiğine ve hatta sevileceğine emin olduğun o günler geride kalacak. Terkedileceksin, kırıp dökecekler tereddüt bile etmeden o güzel kalbini, belki gün gelecek sen de kalp kıracaksın istemeden ya da isteyerek .. Ah küçüğüm, gözyaşlarını silen birileri varken ve hala oyun oynamak keyifliyken bol bol oyna o uzun bacaklı bebeğinle. O hala burada, bazanın altında da olsa duyuyor olanları. Bizler büyürken, eşyalar eskiyor.. Dili olsa da konuşsa dediğim ne çok şey sakladım bunca yıl..
Neyse küçüğüm değişmeyen tek şey; sonunu getiremediğin cümlelerin olacak. Tek fark konuşmak yerine yazmayı seçeceksin.. Kağıda kaleme sarılacaksın insanlardan saklanıp.
Hayatının 25. yılından sesleniyorum.. Ne olur kendini atma bir kenara. Sevilmek için hırpalama. Aynaya bak, sen özelsin. Sen herkesten daha özelsin. En yakınların hatalar yapacak ve sen kendini parçalayacaksın. Yapma.. En sevdiklerin; annen, baban, eşin, arkadaşın.. Hepsi bir bir canını yakacak. Sen şimdiden sımsıkı sarıl kendine. İnsanlar seni şekillendirmeye çalışacak. İzin verme.. Kırpacaklar bir kağıt parçası gibi.. Eksileceksin. Bırak sen tam ol, herkes başının çaresine baksın.
Evcilik oynuyorsun.. İlerde işler planladığın gibi gitmeyecek. Prenses değil külkedisi olacaksın ve sahiden o cam ayakkabının sana denk gelmesi çok küçük bir ihtimal olacak. Arabalarla oyna, daha çok bale yap, sevdiğin hiçbir şeyi yarım bırakma ve yalvarırım seni yarım bırakmalarına izin verme..
Kimseye kendini emanet etme, sen sana emanetsin..
”Ah küçüğüm.. Bunları öğrendiğinde çoktan dağılmış olacaksın.. “
“..Şimdi 24 yılı geride bırakan şu bedenime bakıp, her şeye rağmen gülümsüyorum. Ne çok acele ettim büyümek için, ne çok şeyi elimin tersiyle ittim ve ne çok kez elinin tersiyle itilen oldum birilerinin.
Yılların bana verdiği en güzel şey minik adamım, oğlum.. İçimdeki çocuğun en yakın arkadaşı.. 💕 Hayat şimdi çok daha zor ama aldığım dersler ve biraz yorgunlukla yürümeye devam ediyorum bu yolda. Hoşgeldin anne, güle güle küçüğüm..”