marscicegi benim için mahremiyet bilinci doğduğu andan itibaren verilmelidir. Bu bana göre bir eğitim değildir. Bu bilinçtir, sınırdır, bireyselliktir.
Bir kızım var. Anlayamadığını düşündüğüm ve hatta bildiğim zamanlarda bile her altını değiştirdiğimde, üstünü değiştirdiğimde, yıkadığımda kızıma bunu anlatıyordum. Büyüyüp beni anlamaya başladığında da direkt izni dahilinde yapmaya başladım. Bedeni onun, kırmızı çizgileri hepimiz için var. “Bezini değiştirmeme izin verir misin?” dediğimde ı-ııh diyorsa, bu hayırdır. O kabul edene kadar, kendi isteğiyle gelip değiştirmeme müsaade edene kadar hayırdır. Hala böyle. Böyle de devam edecek. En basit örnek olarak bunu söylüyorum.
İzni dahilinde olmadığı sürece kimse ona dokunamaz, öpemez, sarılamaz, kucaklayamaz, kucağına oturtamaz. İnanın, 60 yaşındaki babam bile 2 yaşındaki kızıma “seni bir kere öpebilir miyim?” diye soruyor ve kızım “hayır” derse asla bu soruyu tekrarlamıyor ve öpmüyor. Kızım ne zaman dedesine sarılmak ve onu öpmek isterse bu eylemler o zaman gerçekleşiyor.
Bu sadece öpmek, sarılmak, kucaklamak, yıkamak, bez değiştirmek değil; dışarı çıkmak, yemek yemek, bir yere gitmek gibi durumlarda da geçerli. İzin konusu yani. Kısacası, biz ailecek kızımızın bir birey olduğunu, her konuda kırmızı çizgileri olduğunu biliyoruz ve onu da bu bilinçle yetiştiriyoruz. Yabancı biri onu sevmek istediğinde istemiyorsa, kişiye ısınamadıysa direkt “hayır” diyor yüksek bir sesle. :)
Ve her zaman, her ne olursa olsun, nasıl bi durum yaşarsa yaşasın her şeyi bizimle paylaşabileceğini ona öğretmeye başlayacağız şimdi de. İstemediği bir duruma maruz kaldığında ki bu asla hiçbirimizin evladının başına gelmez, bu onun suçu değil, bundan utanması gereken kişi o değil. Bunu öğreteceğiz. Susmayacak benim kızım. Ona susmamayı öğreteceğim kısaca. Benim için mahremiyet bilinci budur.😊