Woody Her şeyi geçtim, eğitimcinin çocuğa kazandırdıklarıyla anneden alınan kazanım bir olmaz.
Çocugun anneye yaklaşımı, annenin çocuğa karşı tutumu her zaman bir tık fazla sevgi ve şefkat odaklidir. Cocuk mazeretsiz bir şekilde o an aktivite yapmak istemiyorsa anne eğitimden feragat edebilir.
Öğretmen cocuk ilişkisinde durum böyle gerçekleşmez. Çocuğun eğer mazereti yoksa aktiviteden kaçmaz. Eğitimci de sorumlulugu gereği kazanımı sağlamadan eğitimi es geçmez.
Akran eğitimi bambaşka bir güzellik zaten.
İkiz yeğenlerim bile kardeş ortamında buyudukleri için oynarken paylaşmaya, sıra beklemeye daha meyillilerken, benim “eğitimle” büyüttüğüm çocuğumda bu davranışları henuz gozlemleyemiyorum. Çünkü “annesi” ona tolerans tanıyor. Boya kalemini hangi renk istiyorsa onu koyuyor önüne.
Halbuki iki akran yanyana geldiğinde aynı anda aynı kalemi isteyebilirler. Burada eğitimcinin de yaklaşımıyla yeni bir davranış kazanılır; paylaşma.
Bunu tek başına bir annenin evladına davranışlarına nakış işler gibi işlemesi mümkün değil. Bu gibi birçok örnek var esasinda gündelik yaşantilarda kazanılması gereken davranışlarda.
Kres bu nedenle çocuğu birey haline getiren ve her şeyden önce davranış kazanımlarıni etkileyen çok önemli bir faktör.
Ancak bazıları için sadece, evde ağlayan çocuktan kurtulma aracı…
Halbuki gerçekten de benim çocuğum evde ağlayan, durmayan, yemeyen bir çocuk değil.. Tek istediğim onu hayata eğlenerek öğreneceği keyif alarak kazanım sağlayacağı bir ortamdan faydalandirmak…
Bakalım, belki toplumsal yargılardan kurtulur, güvenilir bir kurum bulur ve bu işi başaririm🤷♀️