Zor bir doğum yaşadım. Sonunda sezaryan oldum. Hep çocuk isteyen, çocukları seven biriydim. Öyleki evlenmeden önce bile doğmamış çocugumu seviyordum sürekli. Hamileyken gelmesini sabırsızlıkla bekliyordum. Görünce kesin ağlarım diyodum ama öyle olmadı. O kadar yorgun, bitkin ve kendimden geçmiştim ki. Sadece bütün bu süreci atlattığım için mutluydum. Ayıplayacaksınız , kımayacaksınız belki ama bebeğimi sevmek istemiyordum. Ağladığında sesini duymak istemiyordum. Kucağıma almak istemiyyordum ama bir yandan da vicdan azabı çekiyordum. Hatta bir gün oturup saatlerce ağladım. (Bebeğimin kalbinde parlaklık vardı) Alışmak istemiyordum ona bir şey olursa nasıl toparlarım diye. Herkes kızıyordu. Eşim zorla kucağıma veriyordu. Bebek bende daha çok ağlıyor, eşimde susuyodu. Bu duruma bi yandan içleniyor diğer yandan odalara kaçıyodum. Yapmak istediğim tek şey uyumaktı. Derin çok derin bi uyku. Mutsuzluktan ölüyordum. Anne olmak hiç beklediğim, hamileliğimde hissettiğim gibi değildi. Bebeğim bana yabancıydı. Gariptir ki, bunları hissetmeme rağmen. Bebeğime sadece annem ve eşim baksın istiyodum. Başka biri dokununca hemen bir koruma iç güdüsü geliyordu nedense.
ve doğumdan sonraki ikinci hafta eşim o duyacağımı kesin olarak bildiğim soruyu sordu.
”Sevmiyor musun bebeğimizi? Baksana ne kadar güzel. Bak yüzüne ve gözlerini ondan ayırma”dedi. Baktım.
O an. O an öyle bir ağladım ki. Hayatımın hiçbir noktasında böyle ağlamamıştım. Özür diledim defalarca bebeğimden. Sevmediğimden değildi ama hislerimin neden olduğunu da bilmiyordum.
şimdi çok şükür toparladım. Hala hastanelere girip çıkıyoruz ama birlikte savaşıyoruz oğlumla. Ve benim oğlum çok güçlü biliyorum. Annesini asla üzmez 🥰