Sevgili anneler, babalar;
Burası bir alerji platformu evet, ama gerçekten bebeğiniz alerjik mi?
Neredeyse her yüzü kızaran, her ağlayan, her gaz sancısı çeken, uyumayan, pişik olan bebeğe alerji şüphesi ile yaklaşılır oldu, hemen alerji testleri isteniyor. Testlerde sonuçların pozitif çıkması tamam da, negatif çıkması da bir şeyi değiştirmiyor. Klasik cümle ‘Sonuçların negatif çıkması alerji olmadığı anlamına gelmez’.
Sütü, yumurtayı keselim, dana eti olmaz, tavuk eti olmaz, balık yasak, fındık fıstık yok vs. vs..
Doğru konmayan teşhisler hem bebeğin gelişimini hemde annenin psikolojisini ve sağlığını etkiliyor. Sağlıklı beslenemeyen annenin sütü de azalıyor, bebeğin gelişimi yavaşlıyor, bir sonraki kontrolde de genelde MAMA başlanması tavsiye ediliyor. Hatta mama hediye ediliyor.
Gördüğüm, okuduğum, araştırdığım kadarıyla dünyada sadece anne sütü alan bebeğe alerji şüphesi ile pek yaklaşılmıyor, alerji şüphesi veya teşhisinden önce gıda aşırı duyarlığı veya gıda hassasiyeti (Food hypersensitivity diye geçer) değerlendiriliyor.
Fransa da, ABD de, İngiltere de yaşayanlar vardır, çok ağır klinik vakalar ve bulgular olmadığı sürece bebeklere 3 yaşından evvel alerji testleri yapılmaz. Fransa da ki bir doktora 4 aylık bebeğimde inek sütü alerjisi var dersek bize güler, 4 aylık bebeğe ne ara inek sütü içirdinde alerjisini gördün diye de fırçalar. Anne kolay kolay diyetlere sokulmaz. Ek gıda almaya başlayan bebeklerde de öncelik gıdanın oluşturabileceği sindirim hassasiyetidir, alerji değil.
Çoklu besin alerjisi 1 yaşından önce görülme sıklığı % 1-2 iken gıda duyarlılığı %20-30 dur.
Doğru teşhiş edilmiş ve tedavi edilmiş besin alerjileri 2 yaşından sonra %90 kaybolurken, gıda hassasiyeti 1 yaşından sonra %80, 2 yaşından sonra %99 kaybolur.
Alerjiden genellikle proteinler sorumlu iken, gıda hassasiyetinden gıda içindeki herşey sorumlu olabilir.
Patatesteki nişasta, elmadaki fruktoz, muz içindeki pektin ve nişasta, sütteki laktoz, yoğurttaki laktik asit, portakaldaki sitrik asit, ıspanak ve domateste bol bulunan histamin vb..
Tüm bu maddeler besini doğrudan alan bebekte tepkilere neden olabilirken, anne sütünden bebeğe geçerek de hassasiyet oluşturabilirler. Ancak bu DEMEK DEGILDIR KI bebeğin her şeye alerjisi var zeytin, ekmekle beslenelim veya anne sütünü keselim alerji mamasına başlayalım.
Gıda aşırı duyarlılığının erken doğum, sezeryan doğum veya 3.5 kilonun altında doğan bebeklerde görülme sıklığı daha fazladır. Bebeğin bağışıklık, sindirim, boşaltım ve sinir sitemlerinin gelişip birbirleriyle koordineli bir şekilde çalışmaya başlaması ile düzelir. Annenin her şeyi yiyerek bebeğini de mümkün olduğunca anne sütü ile beslemesi süreci hızlandırır.
Peki alerji mi, yoksa gıda aşırı duyarlılığı mı nasıl ayırt ediliyor? Nasıl tedavi ediliyor.
Alerji genellikle kan testinde yüksek Total igE değeri ile bunu destekleyici yüksek spf igE değerleri ve deri destinde aşırı tepki ile kendini belli eder(etmeyedebilir), Gıda aşırı duyarlılığı(Food hypersensitivity) kan ve deri testinde çıkmaz. Duyarlılığı ölçen güvenilir bir test yoktur.
Alerjide, alerjik besin alındıktan kısa süre içerisinde başta ağız çevresi, göz çevresi, yanak ve dudaklarda
kızarıklık veya şişme görülür, kızarıklıklar genellikle sanki yanık veya tokat atılmış izlenimi verir, geniş ve harita gibi sınırları olabilir, ilk çıktıklarında ele pütürüklü gelmezler, bir süre sonra pütürüklü ve kabarık bir hal alabilirler. Alerjen ile tekrar karşılaşma daha şiddetli olur, döküntüler tüm vücuda yayılabilir. Dilde, bogazda şişme, solunum sıkıntısı görülebilir. Alerjen madde vücuttan atılmadığı sürece iyileşme belirtisi göstermezler. Nemlendirici veya kortizonlu kremler iyileşme sürecini hızlandırmaz, Antihistaminik ilaçlar süreci hızlandırır.
Gıda hassasiyetinde ise kızarıklıklar 2 saat ile 72 saat içerisinde çıkabileceği gibi,anlık oluşup anlık kaybolabilirler, daha nokta nokta olup,
ele pütürlü gelirler, yüz dahil vücudun herhangi bir yerinde dağınık bir şekilde olabilir. İyileşme süreçleri daha hızlıdır. Nemlendiriciler iyi gelir, kortizonlu kremlerle kısa sürede iyileşme sağlanır.Yada kendiliğinden kısa sürede kaybolurlar.
Alerjik döküntülerin en önemli özellikleri sürekli biçim, boyut ve yer değiştirmeleridir. Sürekli aynı yerde aynı şekli ile tekrarlayan döküntülerin bir çeşit egzama olma ihtimali çok daha yüksektir.
Yeşil, kanlı ve mukuslu kaka (kan olduğu kesinse) yüksek ihitmalle alerji belirtisidir, kan yok, yeşil ve mukuslu kaka varsa gıda duyarlılığı veya aşırı beslenmeye bağlı hazımsızlık düşünülebilir. Bebeğin gelişimi iyi ise beslenme sıklığı veya miktarı azaltılarak durum düzelir.
Kusma, ishal, karın ağrısında önce o besine olan hassasiyet düşünülmesi gerekir, bağırsak tepkili alerji demek değildir. Bağırsak tepkili alerjide kakada kan veya gizli kan aranır.
Kabızlıkta önce alerji değil, gıda hassasiyeti veya bebeğin yeterli beslenmediği, yeterli kaloriyi alamadığı düşünülür. Bebeğin karnı doyduğu halde gün içinde alması gereken kaloriyi alamaz ise kaka sayısı azalır, kaka sertleşir, hatta top top kaka yapar.
Yoğurt pişik yapar, ıspanak pişik yapar, portakal pişik yapar, domates, salça pişik yapabilir, alerji olduğundan değil, bu besinlerin içindeki bazı asidik ve histaminik maddeler pişik yapar. Ayrıca bebek henüz hazır olmadığı bir besin yediğinde besin bagirsak mukozasinda tam olarak sindirilemeden kaka ile atılır, bağırsaktaki sindirim enzimleri de besin parçalarının üzerinde kaka ile atılırlar, bu enzimler bebegin poposunu yakarak pişik oluşumuna ve pis kokulu kakaya sebep olurlar. Alerji demek değildir, bebek henüz o besine hazır değildir.
Besin alerjisinde alerjenin miktari önemli değildir az bir miktar bile tepki oluşturabilir, klinik tablo çıkmasına sebep olabilir, besin hassasiyetinde ise az miktarda sorun olmazken tüketim miktarı ve sıklığı arttıkça tepkiler artar. Bu nedenle alerjide hangi gıdaların neden olduğu iyi bir gözlemle kolay tespit edilir tepkiler nettir, hassasiyette ise netlik yoktur, tespit etmek zordur.
Ailede alerjik rinit, astım, besin alerjisi, atopik dermatit geçmişi varsa bebekte besin alerjisi görülme ihtimali %20-30 lara çıkabilir, gıda hassasiyeti için aile geçmişi önemsizdir.
Besin alerjilerisi tepkilerinden öncelikle deri olmak üzere, sırasıyla solunum sistemi, sindirim sitemi, boşaltım sistemi, bağışıklık sistemi gibi tüm sistem ve organlar etkilenebilir, besin duyarlılığı ise genellikle sindirim ve boşaltım sistemini etkiler. Mide ve bağırsaklardaki zorlanmalar deri tepkisi olarak dışa yansır.
Atopik cilt (atopik dermatit) her zaman besin alerjisi olduğu anlamına gelmez, bazı besinler atopik dermatiti alevlendirebilir, veya o besine olan hassasiyet kaşıntıyı ve kızarıklıkları arttırabilir. Ozellikle domates, çilek, portakal, mandalina, havuc gibi besinler atopiyi tetikler. Beyaz tenli, sarı saçlı mavi gözlüler atopik cilde yatkındır. Geçici tedavisi kortizonlu kremlerdir, nemlendiriciler rahatlatır. Zaman zaman tekrarlar. Tedavisi yine zamandır. (mavi gözlü olmasada olur)
Besin alerjisinde en önemli tedavi alerjenin doğru tespit edilip bir süre diyetten çıkarılmasıdır ancak bu şekilde düzelme sağlanır, gıda duyarlılığında ise tam tersi az miktardan arttırarak hassasiyet olan besine vücudun alışması ve kendini geliştirmesi amaçlanır.
Kaynaklar: medicalnewstoday, Nelson pediatri, gastrojorunal, wikipedia