Zgk Dediğim gibi bagırmamak ani olaylar için cok zor olabilir. sadece şunları aklımızdan cıkarmamak gerekir. Onları dünyaya getirdik ama 0-2 yaş, 2-7 yaş 7-12, 12-18 gibi gibi bir sürü dönemleri var. Sendrom demeyi sevmiyorum ama şey gibi düşünebiliriz bunu hani 25’inden sonra herşey farklı göründüğünü sanırsın ki zevklerin var ve asla değişmeyecek vs. ama bi bakarsın 35 yasında zevkler de değişmiş algılar da. Bebeklerin algı kısmı da öyle gibi bu konuda okumaya calısıyorum. Sürekli yapma hayır etme demek onu köreltebilen bir durummuş, güvenlik tedbirleri alınarak alan açmak gerekliymiş ve bu tüm evi kapsıyor( nasıl bizler tüm evde alanımız varsa onun da hakkıymış) 2-7 yaş arası benlik dünyası, ben merkezli yaşam 4. yaşında pik yapıp 5-6-7’de yavasca azalıyormuş. Konunun uzmanı olmadıgım için tam ifadesini kullanamıyorum belki ama kitaplar var eğer okumadıysanız mutlaka edinin. Bağırmayan anne baba olmak, bütün beyinli çocuk, dramsız disiplin ( çok tekrarlı cümleler ile anlatılıyor bazen sıkıcı ama bilmediğimiz yönlerini anlatıyor bebeklik ve çocukluk çağının) ve daha cok kitap var bu konuda. Ben de uygulamaya çalısıyorum dediğim gibi mükemmel değiliz, endişelerimiz bazen o minnoşlara bağırma yoluyla sakındıgımızı zannettiğimizde oluyor ve sonrası yürek sıkışması oluyor. Mesela biz pandemide bilgisayarla eşim çalısırken ona dokunmaması gerektiğini anlatmakta zorluk çektik. 22 aylık oldu ona dokunmayı cok seviyor. Ve aslında öğrendi dokunmaması gerektiğini ama uygulamada yapamıyor. Her gün vücutları beyinleri bize göre 6-7 kat fazla çalısıp gelişiyor. Bu hıza ayak uydurmamız mümkün değil ama yaklaşabiliriz sabırla. Ücretsiz izindeyim, evde bazen günlerce iş yapamadıgım yemek yapamadıgım oluyor babası gelmeden. Sürekli yanındayım ve o baska alanda olmak istediğinde bile başka iş yapmıyorum ve uzaktan izliyorum. Ben de sonrasını bilmiyorum ama yalnız cocuk büyütmek anneler için büyük sorumluluk her anlamda. Sinir stres de bu yönden zaten, ara sıra küçük molalar vermek şart.