Bagdat Belki şu anda kendini yorgun ve yılgın hissediyorsun. Başka annelere bakıp bu işi beceremediğini düşünüyorsun. Diğer anneler sana daha sabırlı geliyor. Belki çocuklarına daha sağlıklı yiyecekler hazırlıyorlar. Başka bir anne ise çocuklarıyla senden daha çok oyun oynuyor. Bir diğerinin evi seninkinden daha temiz, evinde seninkine göre daha çok yemek pişiyor. Öbürü senden daha çok çıkıyor dışarı, belki daha bakımlı. Çocuklarına yetmediğini düşünüyorsun, geride kaldığını hiçbir şeye yetişemediğini… Evde dağ gibi yığılmış çamaşırlara, evin ortasına saçılmış oyuncaklara bakıyorsun. Keşke işi bırakmasaydım diyorsun… Belki işyerindesin ve çocuklarına çok az zaman kaldığını düşünüyorsun, belki çalışmasaydım O’nunla daha çok ilgilenirdim diyorsun. Eve yorgun argın gelip de onunla oynayamadığın için suçluluk duyuyorsun. Hep bir yetersizlik hissi yakana yapışmış bırakmıyor seni. Şimdi derin bir nefes al ve gevşe… Bak O’na, o masum gözlerin içine uzun uzun bak… O’nun için sen tek ve biriciksin. Senin gözlerindeki ışığı arıyor, sendeki canlılığa tutunmak istiyor. Bu yüzden senin peşini bırakmıyor, eteğine yapışıp çekiştiriyor, oyuncaklarını fırlatıyor, saçlarına, yüzüne, tişörtüne, kulak memene, emzirirken diğer göğsüne bu yüzden dokunuyor. İçindeki seslerin gürültüsü yüzünden bazen O’nu duymadığını biliyor. İşte o zaman çok ağlıyor, seni hayata döndürmek bu zamana geri getirmek istiyor. Sarıl O’na, sen O’nun biricik annesisin. O seni bu halinle, olduğun halinle, her şeyinle sevmeye hazır. O’nun için yeterlisin. Daha iyi yemek pişirmesen de olur, daha temiz olmasan da, daha çok kitap okumasan da sevecek seni, işe gitsen de gitmeyip evde kalsan da sevecek. Lütfen onun gözündeki ışığı yakala ve sarıl…