Ah kuzum. Aynı yollardan geçmiş biri olarak seni o kadar iyi anliyorum ki. Keşke hiç yaptırmasaydın o tarama testlerini. Ben pişman oldum çünkü yaptırdığıma. Bak anlatayım sana kendi hikayemi. 3. Hamileliğim. İkili test zamanı doktor ultrasondan baktı, ense ölçümü yapıyor. Suratı düştü birden. Dedim hocam bi sorun mu var. Ensesi normalden kalın görünüyor dedi. Kan aldı ikili test için. Sonuç çıksın öyle yorumlayalım dedi. Bi kaç gün sonra aradı. Yüksek riskli grupta olduğumu söyledi.elimde ki verilere göre Down sendromu riski çok fazla dedi. Konuşmaya gittik. Kesin tanı için amniyosentez önerdi. O da riskli bi işlemmiş. Fetal dna varmış kandan bakılan. Maliyeti yüksekmiş. Kesin tanı değilmiş ama güvenilirliği bayağı yüksekmiş. Bunlar sadece sonucu öğrenmemizi sağlarmış. Eğer gebeliği sonlandıracaksak vakit kaybetmeden amniyosentez yaptırmalıymışız. Anlattı anlattı anlattı. Böyle bi uğultu gibi dinledim konuştuklarını. Sanki benim çocuğumdan bahsetmiyormuş gibi tepkisiz dinledim. Tek kelime etmeden eve geldik eşimle. Dedim ki “Ben hiçbir şey yaptırmak istemiyorum. Her ne olursa olsun doğuracağım. Belki bu kararı beraber vermemiz gerekiyor ama ben yapamam dedim. Anneliği iki kez tadmışken, nasıl bi duygu olduğunu dibine kadar hissetmişken yok dedim yani. Her koşulda kabulüm” gözleri doldu. Bende böyle düşünüyorum. O da bizim evladımız dedi. O an biz bu konuyu orada kapattık. Hiç kimseye riskten, testten falan bahsetmedik. İnsanlara uzun uzadıya açıklama yapmak, her kafadan çıkan sesi dinlemek istemedik. Bi gün oğlum okuldan geldi. Sohbet ederken “anne, biz bugün down sendromunu öğrendik. Biliyordum aslında ama şimdi daha detaylı öğrendim” dedi. Anlattı öğrendiklerini yüzeysel bi şekilde. Hah dedim, tam zamanı. “Peki kardeşin bu şekilde doğsa ne yaparsın dedim. “Anne zaten öyle olsa da bakkala giderken peşime takılacak, olmasa da” dedi gülerek ve ekledi “kardeş kardeştir, hep sevilir 😌 gözlerim dolu dolu oldu. kuzum benim ya. Nasıl da yumuşaktır kalbi 🌸 Ben hazırlıklara son gaz devAm ettim. Hastane odasını süsledim. Sonrası için fotoğraf çekimini ayarladım. Hediyeliklerimizi hazırladım. Çünkü her iki fikre de alıştırmıştım kendimi. . Her ne olursa olsun, bebeğim o odaya geldiğinde herşey olması gerektiği gibi olacaktı. Ne eksik, ne fazla. Ameliyathanede doktorum çocuk doktoruna riskten falan bahsetti ayrıntılı muayene etsin diye. Bebeğim doğdu, ağladı. Çocuk doktorunun yanına götürdüler ve ben o an “nasıl iyi mi, down sendromlu mu?” diye sordum. Doktor biraz muayene ettikten sonra “değil annesi. Al bakalım bebeğini” dedi yanıma getirdi. Ya nasıl anlatsam bilmiyorum ama o an ben kendimi çok kötü hissettim. Sevindim elbet. Çok sevindim. Ama işte orada hani down sendromlu mu diye sordum ya. Bu soruyu sormuş olmak bile bana kendimi kötü hissettirdi. Hani sanki o an bebeğimin iç sesi “hıh annemin ilk sorduğu soruya bak. 😒 down olursam demek ki istenmeyeceğim” der gibi. Üzmüşüm gibiiii. Çok garip yaa, ah annelik 😌 Koklarken ağlayarak “özür dilerim annecim. Sen her koşulda zaten bizim prensesimizsin. İnan İhtimaller doğru çıksaydı bile sen başımızın tacı gözümüzün nuru olacaktın. Hoş geldin. İyiki geldin. İyiki bizi seçtin” dedim. 🌹Odaya çıktık. Eşim hiç bir şey sormadı bile. Sadece ikimize de bi öpücük kondurdu usulca 🌷 Velhasıl bu testler tarama testi olduğu için yanlış çıktı, doğru çıktı gibi bişey söz konusu değil. Sadece ihtimalleri verir. Ve bu tür testlerde risk çıkıp sağlıkla doğum yapan o kadar çok anne var ki. Üzme o tatlı canını. Çok aklına takılıyorsa fetal dna yaptırabilirsin. Riski yok. Biz tercih etmedik. Ama sen kendini daha iyi tanırsın. Öyle ya da böyle sonucu öğrenirsem kendimi daha iyi hissederim diyorsan yaptır. Ama işte o da kesin değil. Güvenilirliği Yüksek ama hep bi yanılma payı oluyor. Rahat ol, sakin ol, dua et, sabret. 🌸