Benim de ikili testim 1/190 riskli çıkmıştı. Risk fazla dedi. Ense kalınlığı da 2.3 olarak sınırdaydı. Yaş 31. Tanı için direk Amniyosentez önerdi doktor. Onunda riskleri var. Yaptırana saygı duyuyorum ama her halükarda doğuracağım çocuk için o riskleri almak bana göre değildi. Bu risk olayını ilk duyduğumuzda eşim de bende derin bi sessizliğe büründük bi kaç gün. Sonrasında dedim ki sen ne düşünüyorsun bilmiyorum ama ben ne olursa olsun çocuğumdan vazgeçmem. Amniyosentez falan da istemiyorum. Doğuracağım dedim. O da şükür ki benimle aynı fikirdeydi. O senin olduğu kadar benim de evladım. Her hali başım gözüm üstüne dedi. Bu konudan çevremizde ki kimseye bahsetmedik. Çünkü biliyorum başıma gelecekleri. Sorular, akıl vermeler bitmeyecekti. Yavaş yavaş karnımda büyüyordu bebeğim. Hazırlıklar son gaz devam ediyordu. Ben her koşula hazırlamıştım kendimi. Hiç unutmuyorum. Büyük oğlum bi gün okuldan geldi ve “Anne bugün down sendromu hakkında bi şeyler öğrendik” dedi. Ne öğrendiniz dedim. Anlattı bayağı bi. Bilgi sahibi olmuş bu konuda çokça. Onlara da bahsetmemiştim bu durumdan. Bi yoklamak istedim. Oğlum dedim. Kardeşin down sendromu olarak doğarsa en yaparsın, nasıl tepki verirsin? Azcık düşündü ve “Hep korurum ben onu” dedi “Zaten anne öyle olsa da olmasa da bakkala giderken peşime takılacak. Ne yapalım götüreceğiz mecbur dedi gülerek. Kendince espri yaptı kuzum. Bende bu tepkisini öğrenince biraz daha rahatladım. Doğum zamanı geldi. hastane odamı güzelce süsledik. Ameliyathanenin kapısında Eşim “Bizim için en hayırlısı neyse o olacak unutma. İkinizi de burda bekliyorum”dedi. Öptü gönderdi ameliyathaneye. Benim doktor orda ki çocuk doktoruna riskten falan bahsetti. Bebeğim doğdu. Çocuk doktoru muayene etmeye başladı. Ben orada doktora “down sendromlu mu?” diye sordum. Hayır annesi. Down sendromlu değil dedi. Sonra yanıma getirdiler bebeğimi. Ya nasıl anlatılır bilmiyorum ama o an ben çok kötü oldum. Hani doktora down sendromlu mu diye sordum ya, o sorum, pişman etti beni. Sanki bebeğim beni duymuş da kırılmış gibi hissettim. ne bileyim, Bana down deseler orada, beni istemeyecek miydin ki ilk sorun bu oldu diye düşündü sandım. 😔 Evet saçma biliyorum ama öyle işte. Çok garip bir an’dı. “Yavrum, özür dilerim. Sen öyle olsan bile benim başımın tacısın. Her koşulda bizim evladımızsın. Merak işte bende ki. Kırılma bana olur mu? dedim. Odamıza çıktık. Eşim hiç konusunu bile açmadı. Çok tevekkül sahibi bi insandır zaten. Çocuk doktoru odaya geldiğinde, siZin riskliydi değil mi? falan gibi bi şeyler söyledi. O esnada akrabalar da yanımdaydı. O an mecbur öğrendiler. Ve şaşırdılar. “Nasıl yani? Sen bilmeden bu kadar zaman bekledin. Oda falan süsledin, fotoğraf hazırlıkları yaptın hiç bişey yokmuş gibi” dediler. Evet, benim için hiçbir şey yoktu. Bebeğim down olarak doğsaydı da ben onunla hastane odasında en güzel fotoğraflarımı çektirecektim. Yine konuklara ellerimle yaptığım hediyelerimizden verecektim. Öyle olsaydı bile elimden geldiğince hiç bi şeyden eksik kalmayacaktı yavrum. Bizim hikayemizde böyle 😌