Kızım iki yaşında, solumda yatıyor. Oğlum ise 5 aylık ve o da sağ tarafımda yatıyor. Gecenin bu vaktinde, onlar uyuyor ben niye uyumuyorum ki diyeceğime burda durmuş onların o masum suratlarını izliyorum. İzlerken de düşünüyorum; anne olacağımı öğrendiğimde herkes bana zor olacağını ama her şeye değdiğini söyledi. Ve gerçekten zor ama güzeldi. İkinci çocuk olacağında ise parkta, yolda, otobüste, markette… Herkes acıyarak baktı ve Allah kolaylık versin dedi. Bu kez çok çok çok zor olacağını biliyordum ve gerçekten çok çok çok zor oldu. Ama şu an düşünüp durduğum, benim gözlerimi doldurup burnumun direğini sızlatan şey bunlar değil. Bu duygu seli içinde söyleyebildiğim tek şey “çılgınlık bu!”. Çünkü onlara bakarken çok berbat bir korku hissediyorum. Sabahın erken saatlerinde kalkıp dinlenmek, yorulmak bilmeden çılgınlar gibi yeni maceralar yaşıyoruz ve akşama doğru “üff yatıp uyusalar da bi dinlensem, çay içsem” diyorum ama yatıp uyuduklarında da kokularını özlüyorum. Sürekli onlara sarılıp öpüp koklamak istiyorum. Oğlum emmek istediği için uyku arasında mızırdandığında topuklarım popoma vura vura koşuyorum yanına, o açlığının peşindeyken ben doyasıya onu izliyorum. Kızım yorganı tekmelerken o küçük ayaklarını yakalayıp öpüp kokluyorum…
Herkes zor olacağını, yorulacağını, anneliğin zor olduğunu ama bundandır ki cennetin annelerin ayakları altında olduğunu söylüyor. Ama kimse anneliğin bu kadar hassas, kalp titreten, kelimenin tam anlamıyla ÇILGIN bir şey olduğunu söylemiyor.
Gece gece noldu bana bilmiyorum ama gözlerimden yaşlar akarken, yavrularımın masum yüzleri eşliğinde yazıyorum bu satırları.
Gecenin bu saatinde uyanık olan, belki yarı uykulu, belki emzirmek için uyanmış, belki hasta evladının başında dua eden canım, güzel anneler… Her şey gelip geçecek. Bütün dertler sıkıntılar uçup gidecek. Biz o güzel masum suratların bize hediye ettiği o gülümsemelere sarılalım, bizim gücümüz işte orda!