defnennannesi “doğum yaptığım anda dünyam değişti, bambaşka hissettim, o ana kadar nasıl yaşamışım bilmiyorum, hayatım anlam kazandı” vs hisler bana da olmadı. Ben de acaba çocuğumu sevemiyor muyum, o hissediyor ondan mı kolik diye bile düşündüm. Anne olmak benim için sadece bir sonraki sorumluluğu yapıp üzerimden atma maratonuydu. İlk altı ay çok zordu. Beş buçuk aylıktı, hala uğruna ölürüm gibi bir hissim yoktu…
Sonra altı aylık olmadan bir gün kızım ateşlendi. İlk kez ateşlenmişti. İlk anneliğim. Tek çocuğum. Ölçüyorum 39,5 falan. Küçük bir ilçede yaşıyoruz. Ateşlenince önce acile gittik. Kanına baktılar. Çok az enfeksiyon var dediler. Ateş düşürücüyle iki gün düşürmeye uğraştık. Sonra pazartesi oldu aile hekimine gittik. “Bu altıncı hastalık. Bitince döküntü olacak 3-4 gün sürer” dedi. Oradan çıktık. Bir gün daha ateş düşürmeye çalıştım. Baktım olmuyor. Merkeze çocuk doktoruna götürdüm. 1,5 saat mesafede… doktor hanım bizi bebeğini önemsemeyen, öldürmek isteyenlere nasıl davranılırsa öyle azarladı. Hemen yatış yaptı. “Çocuğunuz neredeyse ölümcül bir aşamaya gelmiş” dedi. O an annelik neymiş anladım. Kaybetme korkusuyla iliklerime kadar hissettim. Bir hafta hastanede kaldık. Her gün ödüm koparak sonuçları bekledim. Yavrumu deliyorlardı kan almak ya da damar yolu için. Ben sedyeye bastırmalarına yardım ediyordum. Çığlık çığlığa ağlarken kafayı yiyecektim. O zaman anlıyorsun işte senin hayatının bir gram değeri kalmadığını, hayatının o olduğunu. Ne kadar önemli olduğunu. O günden sonra asla sevgimden şüphe etmedim. İliklerimde hissediyorum artık sevgisini. Evladımla sınandığımda anladım.
Sen de çok seviyorsun. Henüz ne kadar çok sevdiğinin farkında değilsin sadece.