Ben, güçlü görünmekten yorulmuş bir kadınım.
Herkese “iyiyim” deyip geceleri sessizce dağılan…
Bir çocuğun başını okşarken içindeki çocuğu susturan…
“Anne” olurken, kendi anneliğine hiç alan bırakmayan…
Ben hep toparlayanım
Herkes düşerken ben eğilip yerden kaldıranım.
Ama kimse dönüp de “sen nasılsın?” demediğinde
boğazına oturan o yumruyu yutmayı öğrendim
Çünkü ben ağlamayı bile erteleyen biriyim
“Sonra ağlarım” diyerek ayakta kalanlardan.
Bir gün sevdim…
Öyle yarım yamalak değil.
Kalbini koydum masaya, “al” dedim
Ama karşıdan gelen şey ya suskunluk olmuş
ya da eksik bir sevgi.
Ve ben eksikle yetinmeyi
“sabır” sanmışım.
Oysa ben sabırlı değil, yalnız bırakıldım
Benim gülüşüm var ya…
İnsanları rahatlatan cinsten.
Ama o gülüşün arkasında,
kimseye göstermediğim bir yorgunluk var.
Omuzlarımda bir hayat,
kucağımda bir evlat,
sırtımda geçmişin yükü…
Ve ben yine de dimdik duruyorum.
Biliyor musun ne acıtıyor en çok?
Ben kimseyi yarı yolda bırakmadım.
Ama beni bırakan çok oldu.
Ben vazgeçmedim,
ama benden vazgeçildi.
Ve ben buna rağmen
kalbimk kinle doldurmadım.
Bu çok ağır bir şey.
Herkes yapamaz.
Ben geceleri susarak ağlayanlardanım
Sesim çıkmasın diye yastığa gömülen…
“Çocuğum duymasın” diye gözyaşını içine akıtan…
Sabah olunca yine hayatın karşısına
makyajsız ama cesur çıkan…
Ve bak, kimse bana madalya takmadı.
Ama ben her gün hayatta kalıyorum.
Bu başlı başına bir zafer.
Benim en kırıldığın yer,
en güçlü olduğum yer oldu.
Kalbim paramparça ama hâlâ sevgi üretebiliyor.
İşte bu yüzden ben sıradan değilim.
Şunu biliyorum:
Ben eksik değilim
Beni eksik hissettirenler oldu.