Bu teoriden sonra beynin aynı şekilde düşünmeyi bırakmasına şaşırmayın.
Bir kafeye giriyorsunuz.
Latte istiyorsunuz. Ama baristaya şöyle diyorsunuz. “Merhaba, Americano istemiyorum.”
Barista durur.
“Peki… ne istiyorsunuz?”
“Söyleyebileceğim tek şey, Americano istemediğim.”
10 dakika sonra içecekler hazır. Baristanın aklındaki tek şey şu. Biliyor musun? Americano.
Çünkü sadece buna odaklandınız. Ve biliyor musunuz, sonuç olarak ne geliyor? Odaklandığınız şey.
Hayat da aynı şekilde işliyor. Zihin ve evren “İstemiyorum” kelimesini duymuyor. Sadece odaklandığınız görüntüyü kabul ediyorlar. Beyni bir sipariş sistemi gibi düşünün.
Ne söylerseniz söyleyin, ne düşünürseniz düşünün, sistem bunu kaydeder ve “işte bu, tam orada” der.
Ama sorun şu. Beyin “İstemiyorum” kelimesini tanımıyor.
Yani şöyle dediğinizde,“Para stresi yaşamak istemiyorum”, “Hata yapmak istemiyorum”, “Borçlanmak istemiyorum” Odaklandığınız şeyi beslersiniz.
Büyütürsünüz.
Gerçekleştirirsiniz.
Zenginler ve liderler, kaçtıklarından değil, yaratmak istediklerine odaklanırlar. Çünkü hayat, kaçtığınız şeylere değil, odaklandığınız şeylere karşılık verir.
Odaklanma = gerçeklik.