ikicocukannasi bu konuyu çok araştırdım, çok tıbbi makaleler okudum, çevremdeki psikiyatri doktorlarlarla da çok konuştuk. Eskiden Amerika’da 1/100000 vaka, şimdi 1/31 vaka gözüküyor. 31 çocuğun 1 tanesi otizmli yani. En büyük faktör “bozuk” DNA’nın babadan gelmesi, özellikle erkekler yediğine içtiğine dikkat etmiyor, uyku düzeni yok, alkol, sigara, uyuşturucu var ve diz üstü bilgisayardan gelen ısıdan testislerde spermler mutasyona uğruyor, bir de hamam gibi ekstra etkenler var. Kandaki yetersiz mineral ve vitamin eksikliği, özellikle demir. Kadından kaynaklı diye kadınlara yükleniyor, aslında her şey erkekte bitiyor. Kadın yumurtalığı gelen malzemenin içerisinden en iyisini seçiyor, ama gelen sperm hareketsiz, bir de mutasyona uğramış bir şekilde geldiği için mecburen birini seçiyor. Kadınların düşük yapması, bebek tutunmaması bunlar da erkekten gelen spermogramın kalitesizliğinden kaynaklı.
Sebeplerden ikincisi parol kullanımın artışı, parasetamol etken maddesiyle ilgili şu an çok fazla tartışma var, karaciğeri mahvederek mitohondriye zarar verdiği konuşuluyor, bir de en çok büyük etken aşılar, içerisinde bulunan alüminyum ve civadan kaynaklandığını öne sürüyorlar. O yüzden devlet aşıları dışındaki aşıları yaptırmadım. Aşı bebeği nörolojik gerilemeye sokabilir, aşıdan sonra parol verilince beyin hücresinde alüminyum etkisi daha da artmış oluyor. Tükettiğim besinler tabiki, geni değiştirilmiş et, sebze, meyve ve üzerindeki pestisitler, paketli gıdalar bunlar yıllarca bünyede toksin deposu olarak birikiyor ve aminosentez yani protein sentezinde vücutta extra kimyasal olarak reaksiyona giriyor. Bunlar işte DNA’larımızı bozuyor. Düşünün gezen bir zehirli düdüklü tencere gibiyiz ve bu tencerenin içinde yeni hücre yani bebek büyütüyoruz hemde bozuk spermden gelen hücreyi.