aybarssena benim kızım da böyleydi. Şimdi üç yaşında hala böyle olabilirdi ama ben oyuncağını kırdığında bir daha almayacağımızı, değer vermiyorsa atacağımı çokça gösterdim. Böylece öğrendi. Kitaplara bu dönemde zarar vermez ama yırtmışlığı, üzerinde oturmuşluğu, yatmışlığı, daha küçükken çok kez kemirmişliği var. Şimdi yapmıyor. Kendi kendine oynamayı öğrendiğinden beri oyuncaklarıyla daha çok zaman geçirip daha güzel davranıyor. Dışarıda oynamayı her zaman daha çok seveceği kesin. Bu değişmedi. Benim kızım çok inat. Yapabileceği şeyleri bile yapmayıp bana yaptırmaya çalışır. Oyun hamuruyla oynamıştı bir keresinde. Kutusuna geri koymasını istedim. Sen koy dedi. Hayır o benim oyuncağım değil, onu korumak senin görevin dedim. Koymadı. Kurur dedim önemsemedi. Bir gün boyunca ortada durdu. Kurudu. Ertesi gün görüp oynamak istedi. Anne bu sert olmuş dedi. Ondan kutusuna koymasını istediğimi, kuruyacağı konusunda uyarmama rağmen beni dinlemediğini hatırlayıp hatırlamadığını sordum. Sessiz kaldı. Artık kuruduğuna göre bu kullanılamaz, çöpe gitmesi gerekiyor dedim. Doldurdum kutuya onun gözünün önünde çöpe attım. Şimdi oyun hamuruyla oynamak istediğinde anne oynayabilir miyim, söz veriyorum oyunum bitince kutusuna koyacağım diyor. Bizim çocuklarımız bolluk içinde değer bilmeden oynuyorlar. Bizler yokluk içinde büyüdük ve olan kıymetliydi. Onlar kıymet vermeyi bilmiyor. Yokluğu ve değer vermeyi öğretmek zorundayız ne yazık ki.