Burada son zamanlarda gördüğüm bir konuya değinmek istiyorum.
Bebekleri ve çocukları yetişkin insan gibi görmek istemek.
Evet yanlış anlamadınız, tam da böyle düşünen insanlar var.
“4 aylık bebeğim iyice şımardı, 3 yaşında çocuğum hiç söz dinlemiyor” gibi cümleler…
Evet hepimiz anne olmadan önce ne yaşayacağımızı bilemezdik ama onları bu dünyaya getirmek isteyen de bizleriz.
Bebekler konuşana kadar zaten ağlayacak. Hatta çocuklar da duygularını açıkça ifade edene kadar ağlayacak.
Evet kimi bebek daha çok ağlar. Ya mizacıdır ya da başka bir sorunu vardır, mesela kolik gibi.
“Çok zor” denir, anlarım. “Yoruldum” denir, anlarım. Hatta “Acaba bakamıyor muyum, bebeğim beni sevmiyor mu?” bile denebilir, özellikle lohusalıkta.
Ama “Bu bebek/çocuk bana hayatı zindan etti, yaşama sevincimi elimden aldı” demek ne derece doğru? Hiç doğru değil.
Bakın bir yetişkin olarak bizler de farklıyız değil mi? Çocuklar da öyle.
Ya da biz yetişkin olarak bunalıp ağlama ihtiyacı duyuyoruz ama çocuklara gelince ağlaması istenilmiyor.
İstisnai durumlardan bahsetmiyorum. Mesela gaz sancısı çeken bebek ağlıyor ve anne çok yoruldu. Anne kendini o an yetersiz hissedip ağlaması kesilsin ister.
Ama 2-3 yaşında bir çocuk ağladı diye “arsız, şımarık” denildiği oluyor.
Ve çocuklara ayna olan bizleriz.
Bazen daha büyük çocuklara “Söz dinlemiyor” deniyor ama bir düşünelim: Yetişkinler çocukları dinliyor mu?
Çocuk daha çok huysuz davranış sergiliyorsa mutlaka arkasında çözülmemiş duygu sorunları çıkıyor. Gelişimsel süreçlere girmiyor bile.
Bizler anne olduktan sonra 7/24 saatlik bir işe çıktık.
Annelik hiç kolay değil.
Bu arada şunu da diyeyim robot değiliz, insanız. “Yeter, yoruldum” diyebiliriz ama canından soğuyacak kadar, illallah ettim diyecek kadar olmamalı.
Lütfen çocuklardan yetişkin gibi olmalarını beklemeyelim.