“Sessizlikten Sonra”
Yağmur yavaşça taş kaldırımlara düşerken, şehrin sokakları sanki bir şeyleri gizlemeye çalışıyordu. Rüzgâr, eski evlerin pencerelerine çarparken gecenin içinde kaybolmuş bir fısıltı gibi uğuldayarak geçiyordu. Kimse fark etmese de, bu gece her şey değişecekti.
Leyla, annesinin yıllar önce terk ettiği evin kapısında durdu. Elinde paslı bir anahtar, kalbinde yirmi yıllık bir suskunluk…
Kapıyı çevirdiği an içeri sadece rüzgâr değil, geçmiş de doldu.
Tozlu duvarlar, çerçevesi kırılmış bir ayna ve yerde yarım kalmış bir mektup…
Üzerinde tek bir cümle:
“Beni asla arama, ama bir gün döneceğini biliyordum.”