Biraz önce bir kız çocuğunun videosunu izledim. Babası şehit. Artık yok. Bir daha babasını öpemeyecek, babasına sarılamayacak, sesini duyamayacak, varlığına sırtını yaslayamayacak.
Yüreğimi dağladı.
Ama bizim daha önemli mevzularımız var. Gazze için yürüyüş gibi, Starbucks kahvesi içti diye işine son verilen haber spikeri gibi. Meclistekilere neden son verilmiyor? Benim şehitlerim için neden milli yas ilan edilmiyor?
Birçok soru var. Çok soru.
Bakın ben size anlatayım bir şehit çocuğu gözünden nasıl oluyor her şey. Baban birileri yaşasın diye vatan uğrunda canını feda ediyor. Sonra sanıyorsun ki halk, devlet çok üzülür. Unutmaz.
Öyle bir unutuyorlar ki. Yalnızca 45 saniye haberlerde gösteriliyorlar. Sonrası yok. Hepsinin adı sanı unutulmuş. Yıllar yıllar geçince belki kabul edilir bu ama daha üç gün bile olmadı. Daha üç gün bile olmadan şehitler unutuldu, başka bir ülke için yürüyüşler yapıldı, meclisteki teröristlere son vermek yerine starbucks kahvesi içti diye haber spikerinin işine son verildi. Ha milli yasta ilan edilmedi hala. İlan edilebilmesi için kaç can daha lazım acaba.
Birilerinin hayatı mahvoldu. Eşler, babalar, evlatlar, kardeşler gitti. Ateş düştüğü yeri yalnızca yakmakla kalmıyor, o yanan ateş hiç sönmüyor. Geride kalanlar sonsuz bir yangına mahkum oluyor. Hiç sönmeyecek bir ateşin ortasında kaldılar. Acısıyla, özlemiyle, nefretiyle.
Daha da diyecek ne var bilemiyorum ama çok öfkeliyim, çok üzgünüm. Acılarım yeniden dirildi sanki. Acılarını öyle hissediyorum. Bu çaresiz acıya hiçbir derman yok bunu da biliyorum. Ama yinede bu kadar umursamaz olunamaz, olunmamalı..