Metehann12 İslam’a göre eğer bir kimsenin ortak olmuş olduğu bir firma bir ticaret yapar, zarar ederse, iflas edecek olursa eğer firmanın mal varlığı o alacaklıların borcunu karşılayamazsa o zaman hisse sahiplerine şirket ortaklarına bu durum yönlendirilir ve şirket ortakları o firmanın borcunu ödemek durumundadır. Halbuki burada böyle bir durum yok. Burada hiçbir ortak firmanın o mal varlığının dışında borcu üstlenme gibi bir durum söz konusu olmayacaktır. Bu birinci sıkıntımız
Ikincisi açığa satış. Bakın, belki de hisse senediyle alakalı önümüzde bulundurmamız gereken büyük sıkıntılardan birisi de açığa satış meselesidir. Açığa satışta siz kendi hissenizi satmıyorsunuz. Bilakis başkasının hissesini ödünç olarak alıp,o ödünç olarak almış olduğunuz hissesini başkasına satıyorsunuz. Bu ise caiz olan bir uygulama değil. Şöyle ki tasvirleyebiliriz bu meselemizi şöyle. Mesela diyelim ki ben bir hisse satışı yapmak istiyorum A firmasının şu an hisse değeri yüksek. Diyelim ki yüz TL dolaylarında. Ancak benim tahminime göre bu firma birkaç ay sonra hisse değeri elliye düşecektir. Diyelim ki belirli işte hesaplamalar yapıyorum. Araştırmalar yapıyorum. Ve bu kanaate varıyorum ve giriyorum aracı firmalara. Aracı firmalardan o firmanın şu andan bir hisse senedini ödünç olarak alıyorum. Dikkat edin. Ve ödünç aldığım o hisse senedini götürüyorum. Piyasada yüz TL’yi şu an satıyorum. Şu an yüz TL o şeyi satıyorum. Ve bir buraya hisse borcum var o firmanın hisse değerleri benim öngördüğüm gibi belirli bir süre sonra düşecek oluyorsa diyelim ki elli TL’ye düştü. Ne yapıyorum? Piyasadan gidiyorum elli TL’ye o hisseyi alıyorum ödünç aldığım aracı kuruma teslim ve ben hiç bana ait olmayan, başkasına ait olan bir hisseyi satışını yaptığımdan dolayı elli TL burada kar etmiş oluyorum. Şimdi tasvirleyelim. Bunu detaylandıralım; bakın açığa satışta bir, ben kendi hissimi ödünç alıyorum ve ödünç aldığım o hissi sahibi o aracı kurum hem ona hem de hissenin asıl sahibine ödenek veriyorum. Bu açıkça bir faizdir. Yani ben ödünç olarak aldığım hisseye para veriyorum. Hangi hakla bu parayı veriyorum? Mal mı satın aldım? Hayır.E kiralama. Bu kiralama olarak değerlendiremeyiz. Çünkü İslam’a göre kiralamada da belirli şartlar var. Yani başkasının hissesini kiralama diye bir olay yok ki. Kiralamanın mantığı her zaman şudur. Malın aynı baki kalır. Menfaat edersin menfaatinden istifade edersin. Bu şekilde kira ödersin. Halbuki sen almış olduğun hisseyi satıyorsun. Yani onun hani kendisi kalıp da birinin üzerindeki menfaatten istifade ederek bir ödenek yapmıyorsun. Dolayısıyla sizin bu açığa satışta hem aracı firmaya hem de hissenin asıl sahibine vermiş olduğunuz para maalesef faiz olan para. Çünkü muhtemel ki o şey hissenin asıl sahibi uzun dönem yatırımcısı. Aracı firmaya bırakmıştır hissesini. O da bu şekilde açığa satışlarda bunu kullanıyordur. Dolayısıyla bu bir kere benim bu satışı yapmam caiz değildir. Bir kere bu bir mal olarak bunu nitelendirebilir miyiz? Hadi mal olarak bunu nitelendirdik. Bu ki bu hisse ben satın almadım ki satıp da karını kendime kazanayım. Çünkü eğer ben vekil olarak düşünecek olursak hani asıl sahibi adına bu satışı yapıyorum diye düşünecek olursak, o zaman elde ettiğim tüm karı ona vermek zorundayım. Onunla benim aramda bir vekale vekalet anlaşması var. Halbuki öyle bir durum yok. Ben bu hisseyi alıyorum. Aslında satın alıyorum demek. Halbuki burada gerçek manada bir hisse satışı var mı? Yok. Niye? Ödünç veriyor. Adam diyor ki belirli bir süre sonra onu bana geri getireceksin. Belirli periyotlarda. Dolayısıyla kıymetli kardeşim daha zikredemeyeceğimiz açığa satışta birçok sıkıntı var. Bundan dolayı böyle bir takım sıkıntılar da var bu hisse senetlerinde.
Ha ben açığa satışı yapmam, alırım, uzun dönem bekletirim. Ama sizin alacağınız belki de hisse bu surette açığa satışla beraber satan bir adamın listesi de olabilir. Gerçekte bu şekilde bir durum da olabilir. Yani bunun arasını ayırt etmek mümkün değildir bu ikinci.
Üçüncüsü siz bu firmalara ortak olduğunuz zaman da normalde borsadaki hisse senetlerinde bir firmanın cari varlığından cari yükümlülükleri çıkarılır öz sermayesi tespit edilir ve öz sermayesine ortak olursun .Bakın İslam’a göre bir firmaya ortak olabilmek için belirli kriterler vardır. Yani mutlak manada ortaklık olmaz. Mesela bir kimsenin alacağına ortak olamazsınız. Bir kimsenin borcuna ortak olamazsınız.Işte ortaklığa konu olamayacak malları vardır, onlara ortak olamazsın. Halbuki siz şimdi bir firmaya girdiğiniz zaman da o firmanın alacağına da borcuna da aynı şekilde ortak olma gibi bir durumlarınız söz konusu olabilecek. Bu nedenle farklı varyantlarda, farklı durumlarda veyahut da ortaklığa konu olamayacak bir durumlar vardır. Onlara da ortaklığınız olacak. Halbuki İslam’a göre bunlar muhtemel olan bir durum değil. İslam bunların ortaklığını kabul etmiyor.
Özetle şüphe barındırmayan bir ticaret her zaman daha makuldur🌺