Nazl27 Cünüplük halinden mümkün olan en kısa zamanda kurtulmak gerekir. Keyfî sebeplerle guslü geciktirmek doğru değildir. Geciktirilmesini gerektirecek bir sebep olduğunda bunun son sınırı vakit namazını geçirmemektir. Cünüp birinin namazını kaçıracak şekilde yıkanmayı geciktirmesi haram, elini ağzını yıkamadan yiyip içmesi ise mekruh görülmüştür. Bu süre zarfında bebeğin emzirilmesi gerekiyorsa ve gusül abdesti almaya fırsat bulunamamışsa sadece göğüs ucu yıkanıp bebek emzirilebilir. Bu genel bilgilerden sonra cünüpken oruç tutmaya niyetlenilebilir mi ona bakalım. Önceki postlarda yazdığım uzun açıklamayı burada paylaşıyorum, böylece akıllarda soru işareti oluşturacak konular hakkında kalbimiz daha çok mutmain olur 😊
“Hz. Peygamber (asv) bazen hanımlarıyla yatar ve cünüp olarak sabahlardı, sonra yıkanır ve orucunu tutmaya devam ederdi.”(Tirmizî, Savm,63; ayrıca bk. Buharî, Savm, 22; Müslim, Sıyam, 78).
Hz.Ebubekir anlatıyor:
“Ebu Hureyre’nin konuşma esnasında; “Cünüp olarak sabahlayan kimse oruç tutmasın.” dediğini duydum ve bunu Abdurrahamn b. El-Hâris’e anlattım. O bunu kabul etmedi ve kalkıp yürümeye başladı, ben de onunla birlikte gittim. Nihayet Hz. Aişe ve Hz. Ümmü Seleme (r.anhuma)’nin yanına vardık. Abdurrahman konuyu onlara arz etti. Bunun üzerine ikisi de şunu söyledi; “Resulüllah (asm) hanımıyla yatarak cünüp olarak sabahlar ve orucunu tutardı…” Sonra tekrar Ebu Hureyre’ye gittik ve Hz. Aişe ile Hz.Ümmü Seleme (r.anhuma)’nin söylediklerini ona aktardık. Bunun üzerine kendisi: “Gerçekten onlar mı bunu söylediler?” diye sordu. Abdurrahman; “Evet.” deyince, kendisi; “Onlar daha iyi bilir.” dedi.”(bk. Müslim, Sıyam, 75).
Bu iki hadis de gösteriyor ki bizzat peygamberimiz imsak vaktine cünüp olarak girmiş ve cünüp olarak oruca niyetlenmiştir. Hiçbirimiz peygamberimiz kadar takvalı olamayacağımıza göre cünüpken oruç tutulmasını sorgulayacak pozisyonda da değiliz. Böyle bir eleştiri peygamberimize hürmetsizlik olur. Bunu herhangi birinin özelinde söylemiyorum, fazlasıyla şaşırıp sert eleştirilerde bulunanlar için özellikle yazma ihtiyacı hissettim 😊 bir de cünüp olmayı yanlış anlayıp imsak vakti sonrasında birliktelik yaşandığı sonucunu çıkaranlar oluyor. İmsak vaktinin girmesiyle oruç başlamış olur, oruçluyken tabi ki birliktelik yaşanması mümkün değildir, aksi takdirde her mezhebe göre de kefaret gerekir. Fakat burada peygamberimizin özelinde anlatılan rivayetlerde de görüldüğü üzere birliktelik imsak vakti öncesi yaşanıyor, sadece gusül imsak vakti sonrasına bırakılıyor.
Mevzuyla ilgili hüküm tamamen peygamberimizin bu uygulaması dikkate alınarak şu şekilde belirlenmiştir: Cünüplük namazı ilgilendiren bir kavramdır. Bu sebeple bir namaz vaktini geçen cünüplük haram sayılmıştır çünkü o hâl ile namaz kılınamaz. Fakat orucun cünüplükle direkt bağlantısı yoktur. Kişi orucun başlama zamanı olan imsak vaktine cünüp olarak girse bile oruca niyetlenebilir zira peygamberimiz bu şekilde oruca başlamıştır. Oruca başlamış olarak gusül abdesti alması gerekenlerin dikkat etmesi gereken tek husus ağza ve burna su verme kısmını abartıya kaçmadan yapmaya çalışmalarıdır. Zira fazla su verilmesi halinde oruca zarar verir. İki ibadetin birbirine çakıştığı bu gibi durumlarda hükümlerde kolaylık sağlanıyor.
Peygamberimiz bu durumda sabah namazını kılmamış mı diye şaşıranlar da oluyor. Cünüplüğün azami süresi bir namaz vaktini geçirmeyecek süredir. Peygamberimiz de imsak vakti girdiğinde guslünü almış ve sabah namazını kılmıştır, dolayısıyla hiçbir vakit namazını geçirmemiştir. Bu şekilde oruca niyetlenmiş olması ümmetine rahmet örneğidir. Olur da cünüp olarak imsak vaktine giren kişi umutsuz olmasın ve orucunu tutsun diye. O öyle yapmasaydı bizim için böyle bir kolaylık yolu olmazdı. Olaylara rahmet nazarıyla bakmayı bilmemiz gerekiyor. Ama tabi ki şu kısmı da açıklamakta fayda var, kişinin şahsî olarak içine sinmiyordur yapmaz. Zaten hep fetva ile takva arasındaki ayırımı yapamamak bizi böyle uç noktalara sürüklüyor. Cünüpken oruca niyetlenilebilir demek bir teşvik değildir. Bunun övünülecek ve bile isteye yapılacak bir yanı yoktur. Tabi ki imsaktan önce gusül abdesti almış olarak oruca başlamak en güzeli ve temel hedefimiz olmalıdır. Fakat yine de bu kapının kapalı olmadığının göstergesidir peygamberimizin uygulaması.
Hadis metinlerinde de alenen görüldüğü üzere bu ruhsat sadece ihtilam olanları veya zorda kalanları kapsamaz. “Hanımlarıyla yatar” yani ihtilam değil, ve “cünüp olarak sabahlardı” yani imkan varken ümmetine fiilî örneklik sergilemek için kasıtlı sabahlama durumu var. En başında geçen “bazen” kelimesi de bunun bir defaya mahsus olmadığının göstergesidir. Fakat yine belirtme gereği görüyorum, “sabahlardı” ifadesi genelde sabah namazını geçirme gibi anlaşılıyor. Oysa imsak vaktinin girmesiyle sabah başlamış olur. Haliyle sabahlardı ifadesi sadece imsak vaktinden sonrasını ifade eder. Bir peygamberin bile bile namazı geçirmesi ihtimali söz konusu bile olamaz.
Allah’ın esnek bıraktığını kullar daraltmamalı. Allah bu esnekliği tanımış ki peygamberimiz bu şekilde oruca başlayabilmiş. Bunu illa dar kalıp içine sokmak doğru değildir. Bu şekilde yapmamaya dikkat etmek kötü birşey değil aksine hassasiyet göstergesidir. Fakat yapana da ortada aleni hadisler varken yanlış yapıyor diyemeyiz 🌺