VeraAnnesi sorgulamak ayrı, ayar vermeye çalışmak ayrıdır. Sizi bu şekilde konuşmaya sevk edecek hiçbir kötü söylemim olmadığı halde neden böyle bir üslup kullanma gereği gördünüz?
VeraAnnesi Ben ilahiyatçıyım ilk defa böyle birşey duydum
Bununla ilgili bir ayetin olduğunu, ama şunları şunları kapsadığını söylemiş olsaydınız aynı fikirde olmasak bile size yazma ihtiyacı hissetmezdim. Neticede herkes aynı fikri paylaşmak zorunda değil. Fakat siz ilahiyatçı olduğunuzu özellikle vurgulayarak ilk defa böyle birşey duyduğunuzu söyleyince iyi niyetimle birşey öğrenmenize vesile olur diye kibar bir üslupla bu konu hakkında ayet olduğunu söyledim. Hakikaten anlamıyorum neden iyi niyetimi göremiyorsunuz? Biri bana yeni bir bilgi öğretse ilmimin artmasına vesile olduğu için fazlasıyla sevinir ve teşekkür ederim. Oldu ki yanlış birşey mi söyledi, fikri kabul etmem ama ince düşünceden ötürü yine teşekkür ederim. Hele bir de üslupta kötü birşey sezmediysem ona ayar vermeye çalışmam. Maalesef hatam herkes hakkında bu iyi niyeti besliyor olmak.
Konumuza dönecek olursak; siz ilahiyat mezunusunuz, ben ilahiyat mezunu olma dışında ayrıca meslek öncesi ilahiyattaki eğitime nazaran daha yoğun bir eğitime tâbi tutulmuş ve 10 yıldır da bu görevin içinde aktif olarak fıkhî meselelerle uğraşan biriyim. Sırf bunca tecrübem için bile biraz daha saygılı bir üslubu hak ettiğimi düşünüyorum. Ayetleri bağlamından koparmayacak kadar Allah korkusuyla hareket ettiğime şüpheniz olmasın. “Apaçık hayasızlık yapmadıkça” ifadesini konumuzla bağlantılı olmadığı için dikkat dağılmaması adına kullanmadım çünkü post sahibinin durumu apaçık bir hayasızlığı barındırmadığına göre onun dışında kalan hüküm onu ilgilendiriyor. Ayetteki genel mânâ alenen ortadayken nasıl farklı bir mânâ vermiş olduğunuza şaşırıyorum. Alenen apaçık hayasızlık yapmadıkça evden dışarı çıkmasınlar deniyorsa demek ki apaçık hayasızlık zaten evden kovma sebebidir, bu olmadığı müddetçe kadının evde durması gerekir. Uzun izahlara gerek kalmayacak şekilde açık bir ayet olduğu aşikar. Kısacası hiçbir şekilde ayeti bağlamından koparma durumu yoktur. Apaçık hayasızlık yapmadıkça ifadesi ekli olarak sunulsun veya sunulmasın ayetteki hüküm değişmez. Cumhur ulema ayette kast edilen mânâyı bu şekilde yorumlamıştır. Kaldı ki işi çıktı diye çarşıya pazara çıkamaz diye bir durum yoktur. Açıklamamda gayet net bir şekilde “keyfî sebeplerle oturmaya veya gezmeye” ifadesini kullandım. Yani zaruret halinde çıkıyor olmasının elbette bir sakıncası yoktur. Kendi aklımca fetva uydurmaktan Allah’a sığınırım. Kılı kırk yaracak bir titizlikle en basit sorularda bile defalarca kontrol ederek cevaplarımı verme hassasiyeti gözettiğime Allah şahittir. Yoksa beni buna mecbur edecek hiçbir sebep yokken kendimi niye böyle ağır bir mesuliyet içerisinde bırakayım? Fakat ilmini almış birileri müdahil olmayınca ilmi olmayanların fetva verdiğine şahit olmak beni böyle bir sorumluluğun altına girmeye sevk etti. Bu gayretimi ilahiyatçı bir kardeşim olarak takdir etmek yerine gereksiz yere ayar verme seviyesine düşürmeniz hiç olmadı. Ayetteki hükmü kabul edersiniz veya etmezsiniz o sizin tercihinizdir 🌺