1 yaşına giriyor bugün oğlum, ilk mektubunu yazdım ona. Hem dijital hem yazılı olarak saklayacağım. Bu nesil mektup sevmez belki..
4 Kasım, öğlen 11.31. “ağlama” dedim ağlamasını duyduğumda; ben de ağlarken. Yazmaya başlamadan ağlamaya başladım ya ben..
Hiçbir tabloyu öyle seyretmedim, bir küçük siyah nokta tanesi olan ultrason resmini seyrettiğim gibi. Doğum sonrası, hastaneden eve geldiğim ilk günden itibaren her şey bambaşka oldu. Bir duygu, yoksa bin mi? Hem nasıl güzel hem nasıl ağır..
Bana çok eziyetli bir bebek olmadı hiçbir zaman.. Gazını çıkarayım, kundaklayayım, 2 saatte bir emzireyim, kitaplar okuyayım, şarkılar söyleyeyim, dönmeye başladı, oturmaya başladı, ek gıdaya geçiyoruz, her gün yeni tarifler, ilk diş, baba diyor, derken aynı anda 4 diş, emekliyor! kalkıyor, yürüyor diyerek ne çabuk geçmiş 1 yıl..
Ve akıp gidecek aynı hızda onlarca yıl.
Hiçbir dünyalık isteğim yok.
Kimsenin namusuna, malına göz dikmeden, alın terinin hakkını vererek, bilimin, kültürün ışığında, Atatürk’ün yolunda, Allah’a salih bir kul olarak, topluma örnek, yaptığı bilinir, söylediği güvenilir, zalimin zulmüne, yalancının sözüne ortak olmadan, adil bilinip; adının saygı gördüğü bir dünyada yaşamandan başka.
Büyüyünce ne iş yapacağının hiçbir önemi yok, iyi bir insan, mutlu bir evlat yetiştirirsem ne mutlu bana. Umarım geriye döndüğünde “ne güzel bir çocukluk geçirdim” diyebileceğin anılar bırakırız sana. Yeşersin diye gönlüme diktim fidanını, lazım olursa diye son nefesimi ciğerimde saklayacağım, son damla suyunu gözümde. Toprak olana kadar toprak olacağım sana.
Ömürlük kalp ağrım, gurbet kuşum, mis kokulu pamuğum, güzel oğlum!
İyi ki doğdun, istendin, beklendin, çok sevildin.
Bahtın hep açık, ufkun hep ferah olsun. Sana can veren yoldaşın olsun.
Ammmni ve baba seni çok seviyor. Çok..
Yazarken de tekrar okurken de hüngür şakır ağladım ya ben 🥹