Bir kere daha görüyoruz ki “büyütmek” ve “yetiştirmek” çok farklı kavramlar. Saksıyı güneşe koyuyorsun, yanlışlıkla düşmüş biber çekirdeği bile filiz veriyor. Bizim bir önceki nesil ve bizim büyük bir kısmımız da işte böyle “büyüdü”. O yüzden toplumun yarısından nevrotik hastalıklar fışkırıyor. Özgüvensizlik, sevilmeme korkusu yüzünden kendinden verilen ödünler, gösteriş, haset, kıyas… Bunlar sevginin olmadığı karanlıkta büyüyen mantarlar gibi işte.
Dedem babamlar uyuyunca gider öpermiş. Babam da ruh hastası olmuş çıkmış maalesef. Niye evlenip çocuk yaptığını bile bilmiyor, gelişine yaşamış. Annemi hiç söylemiyorum bile. Bakalım benden ne olacak diyorum bazen. En azından okuyorum, dinliyorum, izliyorum bir şeyler bende doğru olsun da bari benim evladımda bu makus kader kırılsın. Anadolu İrfanı yalandır, altında hep çıkar ilişkisi vardır. Aile olma kavramında bile. Doğurur, bebek haliyle beşikte bırakır çünkü tek isteği yaşlanınca kendine bakacak bir bakıcıdır. Bunun gibi milyon tane şey yazarım şuraya.