lalbg Kusura bakmayın dün biraz yoğunluğum vardı biriken sorulara ancak cevap yazabiliyorum 😊
Genellikle mezhep kavramı tarikat/cemaat kavramlarıyla karıştırılabiliyor, tarikat/cemaat tasavvufla ilgili bir alan olduğu halde mezhep tamamen islam hukukuyla ilgili bir alandır. Yani birbirleriyle bağlantısı yoktur, herhangi bir tarikat veya cemaate bağlı olma şartımız olmadığı halde “bir mezhebe bağlı olmak istemiyorum” diyemiyoruz. Gerçi günümüzde böyle düşünen ve mezhepleri kabul etmeyen bir kesim var ama klasik görüş mezheplerin gerektiği yönündedir. Dört hak mezhep vardır ve hepsinin ortak kaynağı Kur’an ve sünnettir, teferruat kısımlarında farklılıklar vardır. Peki bu farklılıklar neden var? Kur’an ve sünnet ortaksa nasıl bu derece fark oluşabiliyor? Kur’an bizim hayat kitabımız olsa da sadece 600 sayfalık bir kitapta hayatın her alanına dair bilgi bulmamız mümkün değildir, bu farkı her ne kadar sünnet kapatıyor olsa da peygamberimizin ibadetlerinde bazen bir şekilde bazen başka bir şekilde davranması mezheplerin ana farklılıklarını oluşturur. Peygamberimiz bazen namazlarda kıyamda sadece ellerini birbirine bağladığı halde bazen tüm kolunu saracak şekilde durduğu da olmuştur. Ya da bazen ayaklarının arasını az açtığı halde bazen çok daha açık tuttuğu olmuştur. Bir mezhep ilkini almış diğer mezhep ötekini almış, o yüzden ikisi de yanlış değildir. Buna benzer yüzlerce örnek vardır. Mesela abdest konusunu size açıklayayım. Bir gün peygamberimizin elini kanıyor ve Aişe validemiz peygamberimizin eline pansuman yapıyor. Bu olaydan sonra peygamberimiz abdest alıp öyle namaz kılıyor. Yani ortada abdest bozacak bir durum yaşanmış ama buna neyin sebep olduğu belli değil. İşte müctehid alimlerden biri peygamberimizin elinden kan geldiği için abdesti bozuldu demişken bir başkası, eşi ona dokunduğu için abdesti bozuldu diye hüküm vermiştir. İkisine de yanlış diyemiyoruz çünkü ikisi de mümkündür. Peygamberimizin vefatından sonra sahabe neslinden bir sonraki nesil olan tabiin döneminde çıkıyor mezhepler. Yani peygamberimize çok yakın bir dönemde. Peki peygamberimiz zamanında niye yoktu? Çünkü hayattayken akla takılan bütün sorular ona sorulup cevabı bulunabiliyordu. Sonra ne oldu? Hemen sahabe döneminde yani bizzat peygamberimizin talebeleri olan gökyüzündeki yıldızlara benzetilen sahabiler bile fıkıh konusunda kendilerinden daha iyi anladıklarını düşündüklerinin yolundan gittiler. Çünkü fıkıhtan herkes aynı şekilde anlayamaz, peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Allah kimin için hayır murad ederse onu dinde fakih (fıkıhtan anlayan) kılar”. Yani dinde fakih olmak herkese nasip olan bir mertebe değildir. Peygamberimizin vefatından sonra en çok fetva veren yedi sahabi vardı, diğer sahabiler bu kişilere gidip fetva sorarlardı. Sahabe neslinden sonraki tabiin neslinde bu ihtiyaç çok daha fazla ortaya çıktı. Herkes kendi anladığı şekilde dinde hareket edecek olsaydı ümmet içinde birçok bölünmeler yaşanacaktı, işte tam da bu sebeple mezhepler ortaya çıktı. Böylece birinin diğerini yanlış yolda olmakla itham etmeyeceği dört mezhepten birinde olmakla ümmetin parçalanmasının önüne geçilmiş oldu. O kadar derin bir mevzu ki anlattıklarım aslında anlatmak isteyeceklerim yanında çok küçük kalıyor. Eğer ilginiz varsa mezheplerin ortaya çıkışıyla ilgili bir kitap okumanızı öneririm, çok istifade edeceğinizi düşünüyorum. İnşallah yeterince açıklayıcı olmuştur 😊🌺